Seren Selvin Korkmaz yazdı: Altılı masayı kim, niye dağıtır?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de şu sıralar en çok tartışılan konular “altılı masanın durumu” ve “muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı”. Muhalefetten beklenti büyük. Ekonomik darboğaz derinleşirken insanlar öfkeleniyor, çaresiz hissediyor ama en çok umutlanmak istiyor. Haliyle, iktidarın alternatifi olacak muhalefet partilerinin de bu umut dalgasını yaratmasını bekliyor. Belki de bu umuda kapılıp gündelik dertlerin verdiği acı yatışsın istiyor. Türkiye muhalefeti ise zor olanı başarmaya, kutuplaşmış bir toplumdan yeniden ortak bir gelecek tahayyülü yaratmaya çalışıyor. İktidar ise elindeki devlet, sermaye ve medya gücünü kullanarak muhalefet için yeni tuzaklar kurmaya devam ediyor.

Türkiye 2023’te iki seçim yapacak. Bir oy cumhurbaşkanı için, bir oy da parlamento temsili için atılacak. Muhalefetin amacı, cumhurbaşkanlığını kazanmak ve parlamento çoğunluğunu sağlayarak güçlendirilmiş parlamenter sisteme ve nihayetinde demokrasiye geçişi sağlamak. Bunun için iki ayrı formül var. Muhalefetin seçim ittifaklarından bağımsız tek/ortak cumhurbaşkanı adayı ile seçime gitmesi ve parlamento çoğunluğunu sağlayacak ittifak formülleri geliştirmesi. Haliyle iktidarın en büyük korkusu bu amaçla bir araya gelmiş muhalefet. İktidar her ne yaparsa yapsın bu amaç konusunda muhalefetin arasına nifak sokabilmiş değil. Ancak, seçim gününe kadar muhalefeti bölecek, kendi içinde tartışmaya düşürecek her hamleyi kullanacak. Çünkü iktidarın vaadi yok, topluma sunacağı yeni bir Türkiye hayali yok. Üstelik ekonomik kriz bu denli derinleşirken kısa vadeli seçim ekonomisi ile seçmeni rahatlatma seçenekleri çok kısıtlı. Haliyle odak noktası muhalefetteki birliği dağıtmak olacaktır.

İdeolojik ve söylemsel olarak yekpare hale gelmiş Cumhur İttifakı karşısında birbirinden oldukça farklı partilerden oluşan altılı masanın ortak yol haritası ve söylem oluşturması çok daha zor. Ancak, altılı masa “güçlendirilmiş parlamenter sistem” önerisi üzerinde titizlikle çalışarak oldukça zor olan bu işi başardı. Üstelik benim beklentimin aksine çok daha detaylı bir program açıklanmış oldu. Yani zor olan aslında başarıldı. Ancak, altılı masanın zaman kaybetmeden aşması gereken birkaç bariyer yerinde duruyor. Bu bariyerlerin her biri altılı masa için risk niteliğinde, aşılması ise Türkiye’nin demokratikleşmesi için büyük bir fırsat.

  1. Altılı masanın bir araya gelmesi oldukça önemli ancak bu birlikteliğin iyi çalışılmış bir iletişim stratejisinin henüz olmayışı mahalle içi kavgaları büyütüyor. Masayı DEVA ve Gelecek partilerinin diğer partileri bastırarak şekillendirdiği iddialarından, masayı aday tercihleri kabul edilmezse dağıtacak lider spekülasyonlarına kadar pek çok teori havada uçuşuyor. Altılı masa; politikalarıyla, liderlerin gündem yaratacak çıkışlarıyla gündemi meşgul etmedikçe gündemi söylentiler belirliyor. Bu da iktidar için önemli bir fırsat yaratıyor.
  2. Muhalefetin “kazanacak” bir cumhurbaşkanı adayı ve formül ile seçime girmesi kritik; ancak adayın bugünden belirlenmesi riskli. Bu durumda adayı açıklayana kadar geçen sürecin iyi yönetilmesi gerekiyor aksi muhalefete zarar veriyor. Aday tartışmaları doğru yönetilmediği sürece muhalefetin enerjisini çekiyor. İktidarın hamlesine gerek kalmıyor. Muhalefetin kurmayları arasında olmasa bile çemberinde, medyada isimler üzerinden ayrışma derinleşiyor. Özellikle altılı masanın büyük ortakları Kılıçdaroğlu ve Akşener’in yeniden gündem belirleyen taraf olması bu tartışmaların etkisini kırabilir.
  3. Altılı masanın doğası gereği hareket alanı sınırlı kalıyor. Birbirinden farklı ideolojik eğilimleri olan bu partilerin somut reçetelerde uzlaşması daha zor ancak başarının kilidi de seçmene somut vaatler sunabilmekten geçiyor. Bu nedenle altılı masanın farklılıkların sınırlarına değil gücüne odaklanması faydalı olabilir. Her liderin güçlü olduğu konularda öne çıkacağı bir görev paylaşımı yapılarak, güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi ve ortak vaatler bu şekilde etkin bir biçimde aktarılırsa etki büyür.
  4. Popülistlerin kışkırtıcı mobilize edici siyasetine karşı geniş muhalefet ortaklıklarının “dinamizm” yaratamama riskleri var. Bu tarz oluşumlar seçimde hezimetle de sonuçlanabiliyor. O yüzden soyut gelecek tahayyülünden somut vaatlere odaklanmalı.
  5. Altılı masanın bugünden Türkiye’nin pek çok sorununa köklü çözüm sunmasını beklemek gerçekçi değil, ancak Türkiye’yi refaha kavuşturacak temel bir yol haritası sunmaları mümkün. Örneğin, güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi merkeze alınarak ilk 300 gündeki ekonomi, dış politika, demokratikleşme konusundaki ortak yol haritası açıklanırsa seçmenin gözünde altılı masanın varlığı somutlaşmış olur.
  6. Altılı masanın stratejisi olabilir ama duygusu eksik kalırsa heyecan yaratmaz. Popülist liderler duygu siyasetini kullanmakta çok mahirler. Buna karşılık demokratlar “nötr” bir dil kullanmaya meylediyorlar. Sağ-popülizmin panzehirinin sol-popülizm olduğunu düşünmüyorum ama duyguların dışlandığı bir siyasetin de popülistlerle mücadelede etkin olacağı oldukça şüpheli. Çünkü insanlar mantıkları kadar korkuları ve umutları ölçüsünde de hareket eder. Haliyle rasyonel bir hesaplamaya dayanan politika önerileri seçmeni ikna etmek için tek başına yeterli olmayacaktır. Bunlar, halkın gündelik yaşamdaki kaygılarına cevap verecek ve umutlu bir gelecek vaadi sunan bir iletişim stratejisi ile birleştirilmeli.
  7. Öte yandan altılı masanın seçmenleri Türkiye’nin tarihini, kritik olayları farklı perspektiflerden yorumluyor. Pek çok olay kutuplaşma defterini açıyor. Bu nedenle toplumun tüm kesimlerini birleştiren geçmiş ve gelecek anlatıları üzerinden bir “hikaye” yaratabilmeleri gerekiyor.
  8. Altılı masa entelektüeller ve sivil toplumla diyalog kanalını da etkin bir biçimde kullanmadığı taktirde “kötümser koridor” diye tarif ettiğim etki devreye giriyor ve kamuoyundaki tartışmalar “muhalefetin mutlak başarısızlığı” ekseninde şekilleniyor. Bu nedenle altılı masanın bu kesimlerle de etkin bir diyalog kurması ve hedeflerini, mevcut durumlarını anlatmaları gerekiyor.

İktidar ve etrafında kümelenenler, Türkiye’nin düzlüğe çıkmasını değil, kendi çıkarlarını düşünenler altılı masayı dağıtma gayesinde. Kendi içindeki başarısızlık ve rekabet de altılı masa için büyük tehdit oluşturuyor. Ancak, bu partilerin ve liderlerinin itibarları da ülkenin geleceği de partilerin bu süreçte oynayacakları rol ile şekillenecek. Türkiye’nin partilerin birbirleri ile rekabet edeceği, demokratik bir düzleme ihtiyacı var. Ancak, bunun için ilk şart önce bir araya gelmek ve seçmeni adil, demokratik bir Türkiye hayaline ikna etmek.

“Adam yaşama sevinci içinde masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü, yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu

Bisiklet sesini, çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta işte onu koydu”

…. diye devam ediyor Edip Cansever’in “Masa da masaymış ha” şiiri. Altı partinin masasına pek çok şey var ama o masaya yaşama sevinci, duygular siyaseti ve ekmeğin fiyatına bulacakları çözümü de koymaları lazım. O zaman masanın dağılması hiç kolay olmayacaktır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus