Elif Key yazdı: Değer mi? Değmez mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Oysa düşünmek, her zaman acı veren ağır bir iştir.”

Hepimize bu hayatta bir süre verildi. Soru şu: Bu süreyi nasıl kullanacağız? Kimlerle yan yana duracağız? Sorumluluk alacak mıyız yoksa bir köşeden bakıp tırsakların yeleğiyle mi oturacağız? Zaferden mi sorumlu olacağız, seferden mi? Sefere katılmadığımız zaman zaferin keyfini sürme hakkımız olacak mı? Anlamlı bir hayat yaşamamız lazım çünkü bize verilen süreyi bilmiyoruz. Buradan toparlanarak mı, yuvarlanarak mı gideceğiz? Hayatımızı keşkelerle mi, iyikilerle mi dolduracağız?

Emek vereceğiz, sabredeceğiz de değer mi diye soruyorsan, değer. Bir soru varsa cevabını bulmak emek ister. Bir gece varsa sabahını beklemek de öyle emek ister, uyanık kalmak gerekiyorsa, kalacağız. Uykularını kaçıracak, sırtını ağrıtacak kadar keyfin kaçtıysa, çözüm arıyorsan, o karanlık tünelde yolunu bulmaya çalışıyorsan, her şeye rağmen inancını kaybetmemek de emeklerin en büyüğü değil mi? Umut da bir emek değil mi?

Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şeyimiz yoksa hesap sorabilecek durumdaysak buna değer. Ha belki de değmez. Kendini hırpaladığına, tek başına mücadele ettiğine değmez. Bilmem. Haklısındır belki. Her hıyara elinde tuzla koşuyorsan değmez. Eğer kendi hikayeni, kendi cümlelerini, kendi filminin sonunu bırakmış başkasının fragmanında duruyorsan değmez. Senin her heyecanını kursağında bırakanlarla duruyorsan, en fazla kuru bir “Hayırlısı olsun” duyuyorsan değmez, bırak zaten anlatma. Onlarla direnemezsin. Onlar başka savaşın galibi sanıyor kendini. Belli ki o bir yere sığınmış, aynı yağmurda da ıslanmıyorsunuz. Sen yanarken senin ateşinden uzanıp sigarasını yakıyor. En iyisi sen de bırak mücadeleyi! Hem değmiyor işte!

Muhtemelen papaz senin elinde kalacak. Muhtemelen hikayenin manyağı da sen kalacaksın.

Ama, “Ben hep cömerttim herkes cimri kaldı” diyorsan, önce kendi ruhundaki cimriliği de bulman gerekmiyor mu? Cimriliği bu kadar 1000 metreden tanıyorsan bir yerlerden tanıdık geliyor olmalı değil mi? Bir düşünsen keşke. Kime cimrilik ettin? Kimin derdini geçiştirip kendini anlattın sabahtan akşama kadar? Kendini bırakıp kimin için üzüldün, kiminle paylaştın avucundakileri? Kendi derdini bırakıp başkasını dinledin mi? Sırf kendi çocuğunun değil başkasının çocuğunun da sırtını sıvazladın mı? Hiç düşündün mü? Sen sırf kendin için mi emek veriyorsun? Birbirimiz için emek vermeden mi geçeceğiz bu yoldan? Zamanın içinden temiz başlayan yavaş yavaş kirlenen bir su gibi mi akıp gideceğiz?

Fotoğraf: Emre Veryeri

Nasıl geçeceğiz bu hayatın içinden? Mezarlıkları niye yol kenarlarına yaparlar bilir misin? Orada yatanlar bizden dua dilendiği için değil, sen bu hayatın kıymetini bil diye. Sırf sen hayatın geçici olduğunu hatırla diye o mezarlıkların duvarları yol kenarından bakıyor sana. Bir mezarlıkta, bir ağacın altında sonsuza kadar yatana kadar durum bu, elimizdeki çocuk, arkadaş, eş, sevgili, ana baba, iktidar bu. Ve biz bir yerinden bu öykü değişsin istiyoruz değil mi? E mecburen birbirimize de sabredeceğiz. Sabır da direnmek de emektir. İnsan sevdiğine, sabrettiğine, beraber direndiğine benzer. Ve bir yanın değmez diyor ama sevmeye de sabretmeye de direnmeye de değer. Yok öyle bu işin sonu karanlık deyip pes etmek.

Bizi bir yalana inandırmaya, birbirimize yetemeyeceğimize, yenileceğimize, kaybedeceğimize inandırmaya çalışıyorlar. Kendi kendilerine kaldıklarında sürekli arkalarına bakan, paranoyalarını kuma almış birtakım adamlarla kadınlar bizi korkutmaya çalışıyorlar. Bizi yanlış yerde durduğumuza inandırmaya çalışıyorlar. Halbuki inandıkları kitaplarda yazıyor, nereden istifliyorlarsa oradan eksilecekler. Ne varsa istifledikleri, oradan gidecekler. Para pul, mal mülk mü istiflediler önce onlar alınacak ellerinden. Ben demiyorum, adını ağızlarından düşürmedikleri kitapta yazıyor.

Peki biz ne istifliyoruz? Dürüst müyüz birbirimize? Yan yana mı duruyoruz, yavaş yavaş birbirimizden kopuyor muyuz? Kavganın ortasında kopmak olur mu? Muhtemelen daha çok üzüleceğimiz günler var. Arada mutlu olacağımız günlerin sayısı besbelli çok daha az olacak. Sonra kuruş kuruş para biriktirmek gibi, azdan çok olacak. Olmaz diye yaşayamayız! Buradan çıkamayacağız diye hikayeden çekip gidemeyiz. Kötülerin ismi değişir, iyilerin ismi aynı kalır. Her hikaye başladığı yere döner. Her hikaye nereden başladıysa orada biter. Bir yalanla başladıysa, bir yalanla biter. Bize de direnmek, sabretmek, bu fırtınanın durmasını beklemek, hikayenin sonunu görmek yakışır. Papazın kimin elinde kaldığını görmek için, sırf bunun için değer!

İyi bayramlar!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus