Baban yaşındaki otobüs şoförü ile kavga ettin… (19 Aralık 2016)
Trafik kazası yaptın, polisi beklemeden olay yerinden nedense gittin… (10 Aralık 2017)
Çin’deki takımından hamile eşin ile ne yaşadın da apar topar gönderildin? (13 Haziran 2016)
Havlu atmış ama gene de Avrupa kupaları umudunu sürdüren Beşiktaş için kritik bir maç. Siyah-beyazlılar dalgalı bir performans göstermesine rağmen rakibi Fraport TAV Antalyaspor karşısında devreyi 1-0 önde kapatıyor. Devre arasında maç içinde çok da sırıtmayan Eric Bailly oyundan çıkıyor. Antalyaspor, oluşan defansif boşluklardan faydalanarak müsabakayı 3-2 kazanıyor. Ortada bir sorun var… Maç sonunda açıklamalarda bulunan Beşiktaş’ın teknik sorumlusu Burak Yılmaz şöyle diyor: “Ben Beşiktaş formasını verdim. Saygısızlık, terbiyesizlik yapandan tekrar geri alırım. Hele ki bizim ülkemize gelip, bizim oyuncularımıza saygısızlık, terbiyesizlik yapılmasını kabul etmeyeceğim. Eric Bailly ile ilgili bir sıkıntı yaşandı devre arasında. O yüzden çıkardım. Sakatlık durumu yok. Yakışıksız bir hareketten dolayı oyundan aldım.”
Açıklamanın elle tutulacak tarafı yok. Fakat Burak Yılmaz’ın psikolojisi ile ilgili doneler barındırıyor. Mesela, “Ben Beşiktaş formasını verdim.” Çok yoğun bir “hubris sendromu” yaşadığını gösteriyor. Tanrısal ego olarak da bilinen bu problem, kibir sendromu ya da güç zehirlenmesi olarak da tanımlanır. Görevden ayrılan teknik direktör Şenol Güneş yerine idareten görevi devralan Burak Yılmaz, futbolculuk döneminde sahip olduğu egoyu daha hiçbir kredi elde etmeden takım üstünde kullanmaya kalktı. Aslında gerçek şu ki formayı Burak Yılmaz vermedi. Eric Bailly antrenmanda performansı ile hak etti.
Burak Yılmaz’ın açıklamasına tekrar dönelim. Genç hocanın, “Bizim ülkemize gelip, bizim oyuncularımıza saygısızlık, terbiyesizlik yapılmasını kabul etmeyeceğim” açıklamasındaki en büyük sorunu, Türk oyuncular ile yabancı oyuncular arasında köprü olmak yerine onları kutuplaştırması. Nafi Alpay geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu. Burak, Fransa Ligue 1 ekiplerinden Lille forması giydiği zamanlarda takım arkadaşı Renato Sanches ile kavga eder. Hatta kavga öyle bir boyuttadır ki olayları anlatan takım arkadaşı Mike Maignan, iki oyuncunun da kendi grupları (Portekizliler-Türkler) tarafından güç bela ayrıldığından bahseder. Maignan’a göre eğer o gün iki oyuncu soyunma odasında birbirlerine saldırmayı başarsaydı, olay adli bir vaka haline gelecekti. Olaydan sonra sezon sonunda Lille ile Paris Saint Germain gibi bir devin önünde ipi göğüsleyecek olan Lille’in teknik direktörü Christophe Galtier, olaydan 2 gün sonra soyunma odasında bunların yaşanabileceğini söyledi ve bu kavgadan takım içi bir motivasyon kaynağı yarattı. Irkçılık ile başı dertte olan ve PSG’den kovulan Galtier şunu demedi: “Benim ülkemde lolo yapamazsın…”

Yine Burak Yılmaz ile ilgili başka bir vukuat akıllara geldi. 17 yıl önce olan olayda, siyah-beyazlılar adına muhabirlik yapan Övünç Özdem’in aktardığına göre, 22 yaşındaki genç forvet Burak, bir başka genç oyuncu İbrahim Akın ile antrenman sırasında yumruklaşıyor. Dönemin teknik direktörü Jean Tigana antrenmanı izleyen muhabirlere; “Bunlar yaşanır. Çok önemli şeyler değil” diyor. Yani Fransız çalıştırıcı demez ki, “Eğer ben adamsam size bir daha forma vermem!”
Burak Yılmaz, aktif futbolculuk sonrası teknik direktör olarak devam edeceği Fortuna Sittard’dan ilk yılın sonunda ayrıldı. Sezon başında Hollanda ekibi Fortuna Sittard ile anlaşan Burak Yılmaz, 2+3 yıllık sözleşme imzalamıştı. Burak kulüpte 2 yıl futbolcu, sonraki 3 yıl ise antrenör olarak çalışacaktı. Lakin olmadı, orada da kalamadı. Aynı dört büyüklerde sürekli gezmesi gibi.
Açıklamalarda Rıza Çalımbay’a laf çarpıttığı bir yer var. Adamlık üzerinden kendi benliğini betimlemeyi seven “adam” Burak Yılmaz, keşke isim vererek eleştirilerini yapsaydı. Rıza Çalımbay gibi bayrak adamı yerine göz dikmekle suçladı. O yer de Burak’ın değil bu arada. Gemiyi sığ limana çekmesi gereken kişi olması gerekiyordu.

EkşiSözlük’ten vizyonsahibi isimli yazarın Hubris Sendromu (tanrısal ego) sahibi insanların ortak özelliklerini yazdığı girdiyi gözden geçirmekte fayda var. (Kaynak: Oxford Academic)
- Öncelikle kişisel imajını geliştirmek amaçlı hareket etme eğilimi vardır. (Sürekli imaj değiştirmesi)
- Görüntüsü ve ifadeleri ile orantısız bir endişe içindedir. (Her açıklamasında gereksiz bir endişe var.)
- Mevcut faaliyetleri ile ilgili konuşurken, bir mesih gibi yücelme eğilimi taşır. (Sürekli olarak biz dili ve “adamlık” söylemleri)
- Kendisini ulus veya kuruluşla bir tutar. (“Beşiktaş formasını ben verdim” ifadesi)
- Kendisi için öteki olan grubu açıkça hor görür. (Karam grubu ve diğerleri. Yerli ve yabancı futbolcular ayrımı)
- Pervasız, tezcanlı, vesveseli, huzursuzdur, dürtüsel eylemler sergiler. (Otobüs şoförü ile kavga, Çin’de yaşananlar…)
- Uygulamaların, sonuç ve maliyetlerinin dikkate alınmasını önlemek için, uygulamalarını ahlak, dürüstlük hakkında “geniş tasavvurlarına” dayandırır. (Beşiktaş formasını verirken eli titrediğini söylemesi. Formayı kendince kutsallaştırması)
38 yaşındaki emekli futbolcu genç teknik direktörün önünde uzun bir futbol kariyeri olabilir. Bunun için de yardım alması ve çevresinde kendisinin bu davranışlarını yücelten insanları uzaklaştırması şart. Burak Yılmaz’ın en başarılı olduğu dönemlerin üçünde de Trabzonspor-Şenol Güneş, Galatasaray-Fatih Terim ve Lille- Christophe Galtier güçlü bir figürün liderliği var. Kendisini iç huzura ulaştıracak mentoru umarım en kısa zamanda bulur…














