İSTANBUL (Medyascope) – Hafta Başı’nın bu bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Kadri Gürsel, hem Mansur Yavaş hakkında başlatılan soruşturmayı hem de Macaristan seçimlerinden çıkarılabilecek dersleri değerlendirdi. Yayında Türkiye’de muhalefete yönelik baskı ve otoriterleşme tartışmaları, Macaristan örneği üzerinden ele alındı.
Mansur Yavaş da hedefte
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Ankara’dan aktardığı gözlemlerle Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izninin sembolik anlamına dikkat çekti ve süreci siyasi bir hamle olarak değerlendirdi:
“Şu ana kadar Mansur Yavaş’ı ilgilendiren bazı olaylar olmuştu ama ilk kez doğrudan kendisini hedef alan bir soruşturma izni verildi. Üstelik gerekçe de son derece zayıf, ‘Her ne kadar doğrudan ilişkisi saptanamadıysa da haberi olmaması mümkün değildir’ gibi bir yaklaşım. Türkiye gibi bir ülkede bu gerekçeyle soruşturma açılması gerçekten çok komik.”
Asıl hedef kim?
Bu hamlenin asıl amacının yalnızca Yavaş’ın değil, tüm muhalefetin üzerine baskı kurmak olduğunu belirten Çakır, “Burada asıl yapılmak istenen şey Mansur Yavaş’ı ürkütmek ama onun ötesinde CHP’ye yönelik bu bunaltıcı baskı ortamını sürekli canlı tutmak. Bu sadece bir soruşturma değil, bir siyasal mesaj. Üstelik Mansur Yavaş Ekrem İmamoğlu’ndan sonra en güçlü adaylardan biri ve kamuoyu yoklamalarında da yüksek çıkıyor. Bu yüzden hedef alınması tesadüf değil” dedi.

Kadri Gürsel ise bunun açık bir “tasfiye hazırlığı” olabileceğini söyledi:
“Bu tamamen siyasi bir adımdır. Hukuki bir tarafı olduğunu düşünmek için hiçbir neden yok. İktidar burada Mansur Yavaş’ın mevcut tutumuna değil, potansiyeline bakıyor. Profili düşük olabilir ama potansiyeli çok büyük. Bu yüzden hedefte.”
Bu sürecin yalnızca başlangıç olabileceğini vurgulayan Gürsel, “Bu tür soruşturmalar tek başına kalmaz. Arkası gelir. Yeni suçlamalar üretilebilir, yeni dosyalar açılabilir. Sonunda bu süreç Mansur Yavaş’ın siyasetten tasfiyesine kadar gidebilir. Bu tür mekanizmalar devreye sokulduğunda bunun sınırı olmaz” diye konuştu.
Macaristan dersleri
Yayında Ruşen Çakır, Kadri Gürsel ile Macaristan seçimlerine değindi. Çakır, Viktor Orbán örneği üzerinden otoriter liderliğin sandıkla sona ermesinin önemine dikkat çekti:
“Macaristan’da 16 yıldır ülkeyi yöneten bir lider var. Liberal olarak başlayıp illiberal bir çizgiye evrilen, Avrupa Birliği’nin baş ağrısı olan bir isim. Ama buna rağmen seçimle kaybetti ve kaybettiğini kabul etti. Bu çok önemli.”
Muhalefetin başarısını da vurgulayan Çakır, “Daha da ilginci, Orbán’a karşı çıkan isim uzun süre onun yanında olmuş birisi ama buna rağmen çok geniş bir toplumsal destek aldı. Yani Orbán’dan bıkmış olan herkes birleşti ve sonuçta iki partili bir yarışta açık farkla kazandı” dedi.
Macaristan’dan çıkarılması gereken dersleri anlatan Kadri Gürsel, Avrupa Birliği faktörünün belirleyici rolüne değindi:
“Uzun süre Avrupa Birliği’nin otoriterleşmeyi engelleyen bir çıpa olduğunu düşündük. Ama Orbán örneği bunun yeterli olmadığını gösterdi. Buna rağmen Avrupa Birliği’nin tamamen etkisiz olmadığını da gördük. Çünkü Macaristan’da otoriterleşme bir noktada durdu. Macaristan’da muhalif siyasetçiler hapse atılmadı, gazeteciler toplu şekilde tutuklanmadı. Yani yargı yoluyla rakipleri tamamen tasfiye etme aşamasına geçilemedi. Bu çok kritik. Çünkü seçimlerin sonucunu belirleyen şey de bu oldu.”








