Recep Karagöz yazdı: Hakikat tarafların mı, ilkelerin mi yanında?

Hakikat artık çoğu zaman kimin söylediğine göre değerlendiriliyor. İlke geri çekildikçe, adalet yerini kimliğe ve taraf tutmaya bırakıyor. Asıl kriz ise tam burada başlıyor.

Bugün sorulması gereken en rahatsız edici soru şudur: Hakikat gerçekten ilkelerin yanında mı duruyor, yoksa taraflara göre mi şekilleniyor?

Çünkü yaşanan gelişmeler yalnızca siyasi dengeleri değil, insanların hakikati nasıl değerlendirdiğini de açığa çıkarıyor. Gazze’de yaşananlar, İran’a yönelik saldırılar, bölgesel gerilimler… Bunlara verilen tepkiler artık sadece politik tutumlar değil, bir zihniyetin dışavurumudur.

İslam dünyasında din ile iktidar arasındaki ilişki yeniden tartışılıyor. Ancak ortaya çıkan tablo, meselenin yalnızca siyasal değil, derin bir ahlak ve zihniyet krizine işaret ettiğini gösteriyor. Aynı olay karşısında verilen tepkiler çoğu zaman ilkelere değil, taraflara göre şekilleniyor. Adalet geri çekilirken yerini kimlikler ve siyasi konumlanmalar alıyor.

Recep Karagöz yazdı: Hakikat tarafların mı, ilkelerin mi yanında?
Recep Karagöz yazdı: Hakikat tarafların mı, ilkelerin mi yanında?

İlke değil, taraf belirliyor

Gazze’de yaşananlar uluslararası birçok çevre tarafından açıkça soykırım olarak tanımlanırken, İslam dünyasında bu tanımlamayla örtüşen güçlü bir siyasal irade ortaya çıkmıyor. Tepkiler çoğu zaman sert söylemlerle sınırlı kalıyor; somut adımlar ise ya hiç yok ya da son derece yetersiz.

Bu durum yalnızca bir güç meselesi değil, aynı zamanda derin bir zihniyet dönüşümüdür. Çünkü aynı eylem “bizden” geldiğinde meşrulaştırılıyor, “ötekinden” geldiğinde ise sert biçimde mahkûm ediliyor. Bu artık geçici bir çifte standart değil; yerleşmiş bir düşünme biçimidir.

Birçok Müslüman toplumda devlet, yalnızca siyasi bir yapı değil, aynı zamanda norm belirleyici bir referans haline gelmiş durumda. Bu nedenle devlet refleksi çoğu zaman ahlaki refleksin önüne geçiyor. Oysa devlet aklı güvenlik ve güç üzerine kurulur; ahlak ise adalet ve ilkesellik üzerine. Bu iki alan aynı değildir.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırgan politikaları ortadayken, bazı Körfez ülkelerinin bu saldırılarda kullanılan askeri üsleri barındırmaya devam etmesi yalnızca jeopolitik değil, aynı zamanda ahlaki bir tercihtir. Daha çarpıcı olan ise bu tercihlere karşı güçlü bir ilkesel itirazın ortaya çıkmamasıdır.

Benzer şekilde İran’a yönelik saldırılar karşısındaki tepkiler de çoğu zaman ilkesel değil, kimlik temelli bir zeminde şekillenmektedir. Açık bir uluslararası hukuk ihlali söz konusu olmasına rağmen, tartışmalar saldırının kendisinden çok hedef alınan ülkenin kimliği üzerinden yürütülmektedir.

Sessizlik tarafsızlık değildir

Belki de en dikkat çekici olan, bu tablo karşısındaki sessizliktir. Birçok Müslüman toplumda açık bir haksızlık karşısında güçlü bir itiraz üretmek yerine suskunluk tercih edilmektedir. Bu suskunluk çoğu zaman strateji ya da devlet hassasiyetiyle açıklanmaktadır. Oysa suskunluk her zaman tarafsızlık değildir; bazen en güçlü onay biçimidir.

Uluslararası sistemin güç dengeleri devletlerin hareket alanını sınırlayabilir. Ancak asıl mesele temkinli davranmak değil, ilkenin tamamen geri çekilmesidir.

Bugün yaşanan kriz yalnızca siyasi bir kriz değildir. Daha derin bir kırılmaya işaret etmektedir: Ortak ahlaki zemin çözülmektedir. Hakikati merkeze alan düşünce biçimi yerini giderek taraf ve pozisyon merkezli reflekslere bırakmaktadır. Sorun ise hakikatin bilinmemesi değil, işimize geldiği kadar kabul edilmesidir.

Recep Karagöz yazdı: Hakikat tarafların mı, ilkelerin mi yanında?
Recep Karagöz yazdı: Hakikat tarafların mı, ilkelerin mi yanında?

Bu gidişat devam ederse mesele yalnızca yanlış değerlendirmeler yapmak olmayacaktır. Hakikatin kendisi tartışmalı hale gelecektir/gelmektedir.

Bir toplum için en tehlikeli an, yanlışın doğru sanıldığı an değildir.
Doğrunun taraflara göre değiştiği andır.
Çünkü o noktadan sonra artık yanlış tartışılmaz; hakikat parçalanır, dağılır.

Ve şimdi en başta sorduğumuz soruyu yeniden sormak gerekiyor:
Hakikat tarafların mı, ilkelerin mi yanında?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.