Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan’da tek adam iktidarının anatomisi

Azerbaycan’da bağımsız yayın yapan Toplum TV ile bağlantılı dokuz gazeteci, medya çalışanı ve aktivistin 12 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması, ilk bakışta bir ceza davası gibi görülebilir. Oysa bu karar, uzun yıllardır adım adım örülen otoriter siyasal düzenin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.

Bu satırları yalnızca dışarıdan bakan bir gözlemci olarak yazmıyorum. Azerbaycan’ın bağımsızlık yıllarını, demokratikleşme arayışlarını ve siyasal dönüşümünü yakından takip etmiş; farklı dönemlerde Azerbaycan Halk Cephesi lideri Ali Kerimli, Musavat Partisi’nin önde gelen isimlerinden İsa Gamber ve çeşitli İslami çevrelerin temsilcileriyle bir araya gelme, ülkenin farklı siyasal kesimlerini yakından tanıma imkânı bulmuş biri olarak, bugün ortaya çıkan tabloyu büyük bir kaygıyla izliyorum. Bir zamanlar bağımsızlığın, halk iradesinin ve demokratikleşme umutlarının sembollerinden biri olan bir ülkede, siyasal alanın bu ölçüde daraltılması yalnızca Azerbaycan’ın değil, bütün bölgenin geleceği açısından da düşündürücüdür.

Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan'da tek adam iktidarının anatomisi
Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan’da tek adam iktidarının anatomisi

Toplum TV kararı, yalnızca dokuz gazeteciyi hedef alan ağır bir mahkeme hükmü değildir. Bu karar, iktidarın artık sadece muhalefeti değil, hakikatin dolaşımını da kontrol altına almak istediğini gösteren yeni bir eşiktir.

Gazetecilere yöneltilen suçlamalar dikkat çekicidir: Kaçakçılık, kara para aklama, yasa dışı girişimcilik, vergi kaçırma, örgütlü suç… Oysa uluslararası basın meslek örgütleri ve insan hakları kuruluşları, bu davaları uzun süredir siyasal baskının bir parçası olarak değerlendiriyor. Burada yargılanan yalnızca bazı gazeteciler değildir; aslında toplumun haber alma hakkıdır.

Bugün Azerbaycan’da yaşananları yalnızca son mahkeme kararlarıyla açıklamak mümkün değildir. Toplum TV davası, yıllardır adım adım uygulanan sistematik bir tasfiye siyasetinin son halkalarından biridir.

Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan'da tek adam iktidarının anatomisi
Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan’da tek adam iktidarının anatomisi

Tasfiyeden tek adam rejimine

Tek adam rejimleri toplumun bütün kesimlerine aynı anda yönelmez. Önce en kolay yalnızlaştırılabilecek gruplar hedef alınır. Her baskı dalgası, bir sonrakinin zeminini hazırlar. Dün başkasına yapılan hukuksuzluğa sessiz kalanlar, çoğu zaman ertesi gün aynı mekanizmanın hedefi hâline gelir.

Azerbaycan’da son on beş yılda yaşanan süreç tam da bu yöntemi doğruluyor.

2010’lu yıllardan itibaren bağımsız İslami çevreler, din adamları ve dindar aktivistler geniş çaplı operasyonlarla karşı karşıya kaldı. Çok sayıda kişi uzun yıllar hapis cezalarına mahkûm edildi. Devletin resmi dini anlayışı dışında kalan her oluşum potansiyel tehdit olarak görülmeye başlandı. Böylece toplumsal hayatın en önemli dinamiklerinden biri ağır baskılar altında etkisizleştirildi.

Ardından sıra siyasal muhalefete geldi.

Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin faaliyet alanı sistematik biçimde daraltıldı. Parti yöneticileri ve üyeleri hakkında soruşturmalar açıldı, gözaltılar yaşandı, siyasal faaliyetler fiilen engellendi. Bugün Ali Kerimli’nin cezaevinde bulunması, bu sürecin en görünür sembollerinden biridir. Kerimli’nin şahsında hedef alınan yalnızca bir siyasetçi değil; Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinden bugüne uzanan demokratik muhalefet geleneğidir.

Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan’da tek adam iktidarının anatomisi

Muhalefetin ardından sivil toplum kuruluşları ve bağımsız düşünce platformları baskı altına alındı. Devletin denetimi dışında kalan her örgütlenme biçimi, giderek güvenlik meselesi olarak tanımlandı.

Şimdi ise hedef bağımsız gazeteciliktir.

Toplum TV yöneticileri ve çalışanlarına verilen ağır hapis cezaları, yalnızca dokuz kişiye yönelik değildir. Aynı zamanda ülkedeki bütün bağımsız gazetecilere verilmiş açık bir gözdağıdır.

Bu yöntem yalnızca Azerbaycan’a özgü değildir. Otoriter yönetimlerin ortak refleksi, eleştiriyi suç, muhalefeti tehdit, gazeteciliği ise kriminal bir faaliyet olarak göstermektir. Böylece kamuoyu nezdinde gazeteciler, gerçeği araştıran insanlar olmaktan çıkarılıp devlet güvenliğini tehdit eden unsurlar gibi gösterilmeye çalışılır.

Tek adam rejimleri yalnızca seçimleri kontrol etmek istemez. Bilginin dolaşımını, kamusal hafızayı ve hakikatin kendisini de denetim altına almak ister. Çünkü gerçeğin serbestçe konuşulduğu bir toplumda korku siyaseti uzun süre ayakta kalamaz.

Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan'da tek adam iktidarının anatomisi
Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan’da tek adam iktidarının anatomisi

Hakikatten korkan iktidar

Azerbaycan’da bugün yaşananların temelinde yalnızca sert güvenlik politikaları yoktur. Sorunun özü, devlet ile iktidar arasındaki sınırların giderek ortadan kalkmasıdır.

Aliyev ailesi etrafında şekillenen siyasal yapı, zaman içinde devlet kurumlarını aile iktidarının devamını sağlayan mekanizmalara dönüştürdü. Demokratik denge ve denetim mekanizmaları büyük ölçüde işlevsizleşirken, liyakatin yerini sadakat aldı. Yargı bağımsızlığını yitirdi; siyasal rekabet ise meşru bir demokratik faaliyet olmaktan çıkarılarak güvenlik tehdidi olarak görülmeye başlandı.

Böyle bir düzende mahkemeler adalet dağıtan kurumlar olmaktan çok, siyasal düzeni tahkim eden araçlara dönüşür. Hukuk, yurttaşı devlet karşısında koruyan bir güvence olmaktan uzaklaştığında, iktidarın en etkili baskı mekanizmalarından biri hâline gelir.

Bu nedenle Toplum TV davasını yalnızca gazetecilere verilmiş ağır cezalar olarak okumak eksik olur. Burada yargılanan şey gazetecilik değil; bağımsız bilgi üretme iradesidir.

Bir iktidar gazetecilerden korkuyorsa, aslında haberden değil; hakikatin kamusal gücünden korkuyordur.

Gazetecilerin susturulduğu yerde toplum zamanla susar. Toplum sustuğunda ise geriye yalnızca iktidarın anlattığı hikâye kalır. Otoriter rejimlerin en büyük arzusu da tam olarak budur.

Azerbaycan’daki demokratik gerilemeyi yalnızca iç dinamiklerle açıklamak da yeterli değildir. Enerji kaynakları, Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacı, Rusya ile Batı arasındaki hassas denge ve Karabağ sonrasında oluşan jeopolitik tablo, Aliyev yönetimine uzun yıllardır önemli bir uluslararası hareket alanı sağladı. Demokrasi ve insan hakları konusunda yüksek sesle konuşan birçok ülkenin, konu Azerbaycan olduğunda daha temkinli davranması bu nedenle şaşırtıcı değildir.

Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan'da tek adam iktidarının anatomisi
Recep Karagöz yazdı | Hakikatten korkan rejim: Azerbaycan’da tek adam iktidarının anatomisi

Uluslararası sessizlik, otoriter rejimlerin en büyük müttefiklerinden biridir. Hesap sorulmayan her hak ihlali, yeni ihlaller için cesaret üretir. Cezasızlık yalnızca ülke içinde değil, uluslararası ilişkilerde de baskıcı yönetimleri besleyen bir iklime dönüşür.

Bugün Azerbaycan’da cezaevlerinde yalnızca siyasetçiler ya da gazeteciler bulunmuyor. Aslında ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı, bağımsız yargı ve demokratik siyaset fikri de demir parmaklıkların ardına itilmeye çalışılıyor.

Bir ülkede muhalefeti susturabilirsiniz.

Gazetecileri hapsedebilirsiniz.

Sivil toplumu baskı altına alabilirsiniz.

Mahkemeleri denetiminiz altına alabilirsiniz.

Fakat bunların hiçbiri güçlü bir devlet kurduğunuz anlamına gelmez.

Güçlü devlet, eleştiriden korkmayan devlettir. Eleştiriden korkan iktidarlar ise devleti değil, yalnızca kendi iktidarlarını korumaya çalışırlar.

Hakikati geciktirebilirsiniz; ama onu mahkûm edemezsiniz.

Bir ülkede gazetecilerin, siyasetçilerin ve sivil toplum temsilcilerinin aynı anda sanık sandalyesine oturduğu yerde, aslında yargılanan kişiler değil; demokrasinin kendisidir.

Çünkü tarih, korkuyla ayakta kalan iktidarları değil; özgürlüğü, adaleti ve hakikati savunan toplumları hatırlar.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş