İSTANBUL (Medyascope) – “Aleviler çözüm sürecine nasıl bakıyor?” serisinde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu araştırmacı-yazar Reha Çamuroğlu, Alevilerin çözüm sürecine bakışını değerlendirdi. Sürece ilişkin yayımlanan Alevi bildirisini kendisine ulaşması hâlinde imzalayacağını belirten Çamuroğlu, yasal düzenlemenin belirsizlikler taşıdığını savundu. Reha Çamuroğlu anlatıyor: Aleviler ve çözüm süreci.
Araştırmacı-yazar Reha Çamuroğlu, çözüm sürecini, Alevilerin kaygılarını ve Abdullah Öcalan’ın Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi’ye ilişkin sözleri etrafında başlayan tartışmayı değerlendirdi.
Alevi kurumlarının yayımladığı bildiride imzasının bulunmadığını hatırlatan Çamuroğlu, kendisine ulaşılmaya çalışıldığını ancak bildirinin gönderilemediğini söyledi. Çamuroğlu, metin kendisine ulaşsaydı imzalayacağını belirtti.
Alevilerin özel statü ya da makam değil, demokratik ve laik bir ülkede eşit yurttaşlık istediğini söyleyen Çamuroğlu, “Alevileri aparat hâline getirmemek, mülk edinmeye çalışmamak lazım” dedi.
“Bir şeyin adını barış koymakla o barış olmuyor”
Kabul edilen çerçeve yasada birçok belirsizlik bulunduğunu savunan Çamuroğlu, düzenlemede sözü edilen kurulun yetkilerine dikkat çekti:
“Şimdi bir çerçeve yasa kabul edildi. Bu çerçeve yasada çok bir şey yok. Her şeyden önce çok fazla belirsizlik taşıyan bir yasa. Mesela yasada sözü geçen kurulun çok geniş yetkileri var. Türkiye’de bürokratik kurulların çerçeveleri aşabildiğini ya da daraltabildiğini biliyoruz. Bir şeyin adını barış koymakla o barış olmuyor. Bazen niyetiniz barış olur ama ortalık çok daha fazla gerilebilir ve çok daha riskli sonuçlara ulaşabilirsiniz.”
- İşte çerçeve yasa teklifinin tam metni
- Çerçeve yasa Meclis’ten geçti: Yasada neler var, kimler yararlanacak?
Yasanın genel af niteliği taşımadığının özellikle vurgulandığını hatırlatan Çamuroğlu, düzenlemenin yalnızca PKK ve KCK üyelerini kapsaması hâlinde başka sorunların ortaya çıkabileceğini söyledi. Suriye’de faaliyet gösteren başka örgütlerin silah bırakması durumunda ne olacağının belirsiz olduğunu dile getirdi.
Çamuroğlu, PKK içinde yaşandığını savunduğu gerilimlerin bölünmeye yol açabileceğini ve bunun da yeni riskler yaratabileceğini belirtti.

“Aleviler özel statü değil, demokratik ve laik bir ülke istiyor”
Çamuroğlu, Alevilerin çözüm sürecindeki konumunun Kürt siyasi hareketlerinin taleplerinden farklı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Alevilerin toprak, özel kadro veya cumhurbaşkanı yardımcılığı gibi taleplerinin bulunmadığını belirten Çamuroğlu şöyle konuştu:
“Aleviler için bu sürecin bir anlamı yok. Alevilerin sorunlarını demokratik bir Türkiye çözer. Alevilerin toprak istemi yok. Bize özel kadro, bize özel cumhurbaşkanı yardımcılığı gibi istekleri yok. Aleviler demokratik ve laik bir ülkede mutlu olurlar. Gerçek anlamda demokratik ve laik bir ülkede kendilerine yönelik özel statüler, özel rütbeler ve özel makamlar istemeden yaşayabilirler.”
Çamuroğlu, bu noktada Alevilerin talepleri ile Kürt siyasi hareketindeki çeşitli grupların taleplerinin örtüşmediğini savundu. Toplumsal kesimlere ayrı kadrolar ve statüler verilmesi düşüncesinin içeriğinin açıklanması gerektiğini belirten Çamuroğlu, aksi hâlde barışın sağlanamayacağını söyledi.







