İSTANBUL (Medyascope) – “Aleviler çözüm sürecine nasıl bakıyor?” yayın dizisinin sekizinci bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu Ayfer Karakaya-Stump oldu. Karakaya-Stump, Aleviler tarafından yayımlanan bildiriyi neden imzaladığını, çözüm sürecine ilişkin temel kaygılarını, Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi göndermelerinin Aleviler için karşılığını değerlendirdi.
Ruşen Çakır, konuğu Ayfer Karakaya-Stump ile “Aleviler çözüm sürecine nasıl bakıyor?” sorusunu ele aldı. Çözüm sürecine bütünüyle karşı çıkmanın da koşulsuz destek vermenin de doğru olmadığını belirten Karakaya, sürecin gerçek bir laiklik açılımıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Aleviler tarafından yayımlanan bildiriyi imzalamasının nedenini metnin kendi kaygılarıyla örtüşmesi üzerinden anlatan Ayfer Karakaya-Stump şöyle devam etti:
“Bildiriye imza attım çünkü verdiği ana mesaj benim de paylaştığım bir endişeyi ifade ediyordu. Zaten bu konuda daha önce de fikir beyan etmiştim. Bana bu çözüm süreciyle ilgili ne düşünüyorsun diye sorduklarında, buna külliyen karşı çıkmak veya külliyen, kayıtsız şartsız bunu kabul etmek; ikisi de yanlış olur.”
Süreçte belirleyici olması gereken ilkenin laiklik olduğuna dikkat çeken Karakaya-Stump, “Benim açımdan bu sürecin gerçek bir laiklik açılımı ile birlikte yürütülmesi gerektiği önemliydi ve onu ifade etmiştim. Bunun öncesi de var tabii. 2013’te ilk Kürt açılımında, Nevroz’da yapılan konuşmada da ‘İslam bayrağı’ ifadesi kullanıldı. Öcalan tarafından, hem AKP tarafından, hem İslamcı Kürt siyasetçiler tarafından bu yönde ifadeler hep vardı” dedi.

Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi göndermesinin anlamı ne?
Ayfer Karakaya-Stump, Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi tartışmasının tarihsel ayrıntılarından çok sembolik anlamının önemli olduğunu vurguladı:
“Bir tarihçi olarak bu tartışmanın ‘İdris Bitlisi gerçekten öyle miydi, böyle miydi?’ noktasına dönmesinin hiçbir önemi yok. Burada önemli olan bu Bitlisi-Yavuz ittifakı neyi çağrıştırıyor, neyi sembolize ediyor? Onun yerine mesela Çanakkale’ye örnek verseydi başka çağrışımları olurdu.”
Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi göndermelerinin yapısal endişenin sembollerinden biri olarak tanımlayan Karakaya, “Kürt hareketinin de benzer şekilde bir sürece girmesi bence yüksek ihtimal dahilinde. Zaten işte bu Yavuz-İdris Bitlisi ittifakı söylemi de bunun sembolü haline geldi” diye konuştu.







