BeşiBirYerde (56): 2021 yılında Türk-Amerikan ilişkilerine damga vuran beş olay

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2021 yılında Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki ilişkiler hiç de iyi gitmedi. Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde liderden lidere yürütülen Türk-Amerikan ilişkileri, Joe Biden’ın resmen göreve başlamasıyla daha kurumsal bir seviyede devam etti. Peki, 2021 yılında Türk-Amerikan ilişkilerine damga vuran beş olay neydi?

Türkiye, 2021 yılında hem iç siyaset hem ekonomi hem de dış politika alanlarında önemli gelişmeler yaşadı fakat yılın ilk günlerinde, şüphesiz, en çok merak edilen konu Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğiydi. 3 Kasım 2020’de düzenlenen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başkanlık seçimlerini Demokrat aday Joe Biden‘ın kazanması ve Biden’ın 20 Ocak’ta göreve başlamasıyla birlikte Türkiye’nin dış politikasında attığı adımlar Biden’a göre şekillenmeye başladı. Türkiye’nin 2021 yılında Avrupa‘dan Afganistan‘a, Körfez ülkelerinden Doğu Akdeniz‘e attığı birçok adım, bölge uzmanları tarafından “restorasyon”, “normalleşme” ya da “u dönüşü” olarak yorumlandı.

Joe Biden ve Recep Tayyip Erdoğan

Barack Obama’nın 2009 ila 2017 yılları arasında ABD başkanı olduğu dönemde başkan yardımcısı olarak görev yapan Biden, Türkiye’yi yakından ilgilendiren birçok konuda çalışmalar yürütmüş ve Türkiye’yi de ziyaret etmişti. Seçim kampanyası döneminde New York Times gazetesine verdiği demeçte ise AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “otokrat” olarak tanımlamış ve “Bence yapmamız gereken Erdoğan’a karşı farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz” demişti.

İşte 2021 yılında Türk-Amerikan ilişkilerinde akıllarda kalan beş önemli olay:

5. Halkbank davası

Eski Başkan Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebi üzerine, İran yaptırımlarını delmekle suçlanan Halkbank’a karşı izlenen hukuki süreci yavaşlatmakla suçlanmaktaydı. ABD Temyiz Mahkemesi, Halkbank’ın başvurusunu reddetti ve İran’a ABD yaptırımlarını delmekte yardım ettiği gerekçesiyle ABD’de yargılanabileceğine hükmetti. Halkbank, kendilerine yöneltilen Vaşington’u dolandırmak için komplo kurmak, ABD bankalarını dolandırmak ve kara para aklamak suçlarını reddediyor. 2022’nin bahar aylarında sonlanması beklenen Halkbank davasında önemli bir gelişme yaşanmasa da bu davanın Ankara ile Vaşington arasındaki diyaloğu olumsuz etkilemesi bekleniyor.

4. Liderlerin görüşmeleri

İki lider ilk kez NATO Zirvesi için bulundukları Belçika’nın başkenti Brüksel’de 14 Haziran’da bir araya geldi ve bu görüşme 90 dakika sürdü. Liderlerin bir sonraki görüşmesi ise 31 Ekim’de, G20 Liderler Zirvesi için bulundukları İtalya’nın başkenti Roma’daydı. Görüşmedeki temel konu başlıkları Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin geleceği, Türkiye’nin ABD’den talep ettiği 40 adet F-16 savaş uçağı ve 80 adet modernizasyon kiti, Doğu Akdeniz’deki son durum, Suriye ve Libya’daki gelişmelerdi. Görüşme sonrasında basına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede daha çok F-16 konusunun gündeme geldiğini vurgulamış ve “Biden’ın olumlu yaklaşımını gördüm” dedi.

İki lider, 14 Haziran’da Brüksel’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde ilk kez bir araya geldi.

3. S-400’ler gölgesinde F-16 ve F-35 polemiği

ABD, Türkiye’ye Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlar uyguladı ve bu yaptırımlar 7 Nisan’da da yürürlüğe girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’yi ortak üreticisi olduğu F-35 programından çıkarttığını resmi bir şekilde Ankara’ya bildirmesi üzerine Ankara, 40 adet F-16 savaş uçağı almak için Vaşington’dan talepte bulundu.

Ankara’nın bu talebinin, S-400 hava savunma sistemlerindeki ısrarı ve sorunlu insan hakları sicili nedeniyle Kongre’den onaylanması zor gözüküyor. Geçen aylarda da birçok Kongre üyesi, Başkan Biden’a ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a yazdıkları mektuplarda, “Türkiye’ye F-16 satma” uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ABD Türkiye’ye Patriot satsaydı, S-400 almak zorunda kalmayacaktık” açıklaması ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Eğer ABD F-16 satmak istemezse, Su-35 ve Su-57 dahil diğer seçenekler devreye girer” mesajı da, akıllara “Türkiye acaba Rusya’dan ikinci paket S-400’leri satın alabilir mi?” sorusunu getirdi.

2. Büyükelçiler krizi

İş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun dördüncü yılında aralarında ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda büyükelçileri, Kavala’nın serbest bırakılması için bir çağrı yaptı. Açıklamada, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz” ifadeleri kullanıldı

Diplomatlar ve uzmanlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istenmeyen büyükelçiler çıkışını Medyascope yayınında değerlendirmişlerdi.

Daha sonra açıklamaya imza atan 10 ülkenin büyükelçilikleri Dışişleri Bakanlığı‘na çağrıldı ve bakanlık, büyükelçilere, “sosyal medya üzerinde yapılan ve bağımsız yargı tarafından yürütülen hukuki bir süreçle ilgili bu hadsiz açıklamaların kabul edilemez olduğunu, hukuki süreçlerin siyasallaştırılmasına ve Türk yargısına baskı yapmaya yeltenen bu açıklamaların reddedildiği, söz konusu açıklamaların büyükelçilerin savunduklarını iddia ettikleri hukukun üstünlüğü, demokrasi ve yargı bağımsızlığına da aykırı olduğunun iletildiği” bilgisini paylaştı. 

Osman Kavala

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Soros artığı” diyerek Kavala’yı hedef aldı ve bahsi geçen 10 ülkenin büyükelçisinin “persona non grata (istenmeyen kişi)” ilan edilmesi için gerekli talimatı verdiğini açıkladı. Bunun ardından ABD Büyükelçiliği sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, “Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesine uyacaklarını” belirtti. Büyükelçiliklerin açıklamaları Türk medyasında “Büyükelçiler geri adım attı” olarak yankılanırken, Batı medyası ise haberlerinde “Erdoğan geri adım attı” yorumunu yaptı.

1. Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kasım ayında düzenlenen seçimlerin ardından zaferini ilan eden Başkan Biden’a, diğer liderlerden dört gün sonra tebrik mesajı gönderdi. Göreve başladıktan üç ay sonra ilk kez Erdoğan ile temas kuran Başkan Biden, 23 Nisan’da Erdoğan’ı aradı. Bu telefon görüşmesinin ardından Biden, 1915 olaylarının 106. yıldönümü vesilesiyle 24 Nisan’da paylaştığı açıklamasında “soykırım” ifadesini kullandı ve 1915 olayları için soykırım diyen ikinci Amerikan başkanı oldu.

İki liderin 14 Haziran’daki görüşmesi öncesinde 1915 olaylarını muhakkak gündeme getireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeden sonraki açıklamasında“Hamdolsun, 1915 olayları hiç gündeme gelmedi” dedi.

Diplomatlar ve uzmanlar, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğini Medyascope ekranlarında değerlendirmişlerdi.

Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan son gelişme de Başkan Biden’ın göreve gelmeden önce seçim vaadi olarak sunduğu Demokrasi Zirvesi’ne Türkiye’yi davet etmemesi oldu. 2021 yılındaki gelişmeler ışığında Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan S-400 geriliminin 2022 yılında da devam etmesi beklenebilir. Bunun yanı sıra Halkbank davası, Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Fethullah Gülen’in iadesi, Vaşington’un YPG’ye verdiği destek, Suriye ve Libya’daki çatışma alanlarındaki pozisyonlar, demokrasi ve insan hakları, Türk-Amerikan ilişkilerindeki olası başlıklar olabilir. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus