Öner Günçavdı yazdı: AKP iktisadi kurtuluşu sağlayabilir mi?

Önümüzde kritik bir seçim var. Tüm siyasiler çok temkinli; hata yapmadan bu süreci atlatmak istiyorlar.

Muhtemelen seçimin en önemli gündem maddesi ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar olacak. Sorunlar büyük olunca, kamuoyu sorgulamaya başlıyor ister istemez. Acaba muhalefetin bu sorunları çözebilecek politikaları ve liyakat sahibi kadroları var mı diye.

Fakat liyakatli kadroları muhalefetten talep edenler, liyakatsiz kişilerle ekonomi yönetimine bu boyutta bir tepki veriyorlar mı şüpheli. Kamuoyunun siyasi destek için bu talepleri sadece muhalefete yönelik zorlayıcı bir koşul olarak ileri sürmesi, sanki iktidarın mevcut yönetim şeklini, üstü kapalı olarak kabul etmesi anlamına geliyor.

Anladığım kadarıyla hem kamuoyu hem de kamuoyu yapıcıları iktidar ve muhalefette görmek istedikleri konusunda çok adil değiller. Kanımca talepler orantısız.

Bir yandan iktidarın her yaptığını, her dediğini kabul edip, onları normalleştirerek, o yapılanların sonucu olarak ortaya çıkan sorunların çözümünü iktidardan değil de sadece muhalefetten beklemek bana haksızlık gibi geliyor. Bir de bunun üstüne bazılarının, bu sorunların bizzat kaynağı olan bir anlayışı, yaptığı tüm yanlış uygulamalarına rağmen önümüzdeki seçimlerde güçlü bir iktidar adayı olarak görüp, desteklemeleri bana anlamsız geliyor.

Kanımca önümüzdeki seçimler iktidar ile muhalefet arasındaki böyle haksızlık yaratan bu sistemin ama daha da önemlisi anlayışın değişmesi için yapılacak. Sonuçta sistem bir şekilde değişir. Ya kamuoyunda hâkim bu anlayışın değişimi?

Elbette ekonomik sorunlarımız var ve acil olarak çözülmesi gerekiyor bazılarının.

Ama kamuoyunun iktidar ve muhalefetten beklentilerde adaletsizlik yaratan bu sistemin yol açtığı endişelerden kurtulmadan, siyasi çözümleri demokratik bir şekilde nasıl tartışabiliriz ki? Çözümlerdeki farklılıklarımızı samimi bir biçimde nasıl ortaya koyabiliriz ki?

İktidarın uygulamalarına tolerans gösteren kamuoyu, sıra muhalefete gelince son derecede bilinçli ve sorgulayıcı bir seçmene dönüşüveriyor birden bire. Hatta muhalefetin çözümlerinde “kitaba uygun” çözümleri gözetmesi istenirken, iktidarın bugün yaptığı gibi “kitap dışı” uygulamaları da olağanlaştırılıp, meşrulaştırılmakta.

Bu neye benziyor, biliyor musunuz? Hukuka saygı duyan birinin, tüm mücadelelerini hukuk sistemi içinde yapmaya özen gösterirken, karşı tarafın hukuku hiçe sayıp ya da hukuk sistemini kendisi için kullanılabilir hale getirip, haksız menfaatler elde etmesi durumuna. Siz hukuk sınırları içinde kalmaya özen gösterirken, karşı tarafın sürekli yol alması, sizin haklarınızı sonuna kadar suistimal etmesi durumuna benziyor.

Böylece hukuka saygınız sizin için bir “zaafa” dönüşmektedir.

Daha da kötüsü hukuka olan bu saygınızı kamuoyunun da bir zaaf olarak algılayıp, bunun için sizi eleştirmeye başlamasıdır.

Siz oyunu bugünün değişen kurallarıyla oynamayı reddederken, kamuoyu da sizi oyunu kuralına göre oynamadığınız için sürekli eleştirmeye başlıyor. Kanımca ülkemizdeki muhalefetin durumu bir bakıma buna benziyor.

Farzı mahal, muhalefetin ekonomik sorunlarla baş edecek ne politikası ne de liyakat sahibi kadrolarının olmadığını düşünelim.

Şimdi sormak lazım. Bu sorunları halen iktidarda olan ve daha da iktidarda kalmak isteyen AKP nasıl çözecek?

Elbette bu konuda AKP’nin yetkili ağızları tarafından söylenenleri kamuoyu dikkatle izliyordur. Şimdilik bırakın muhalefetin ne yapacağını. Acaba iktidar temsilcilerinin bugün yaptıklarıyla bu sorunların giderilebileceğine ikna olan var mı kamuoyunda?

İkna olmuşlar varsa, onlara bir şey söylemeye gerek yok şimdilik. Giderler oylarını verirler AKP’ye.

Ama ikna olmamış olanlara da sorulması gereken bazı sorular var elbet.

Düşünsenize. Hangi muhalif seçmen ekonominin bugünkü yönetiminden memnun? Seçim sonrası olası bir AKP iktidarında bir mucize gerçekleşip, tüm bu yönetim daha liyakatli kimselerin kontrolüne mi geçecek? Öyleyse neden biz bunu şimdi bilmiyoruz? Oy vermek için muhalefetin ekonomi kadrolarını merak eden kamuoyu, neden iktidardan böyle bir talepte bulunmuyor?

Şu anda elimize AKP’nin nasıl bir iktisat anlayışına sahip olduğuna yetecek kadar bir deneyim birikmiş halde. Hatta kimilerince bu uygulamalar “Erdoğanomiks” olarak da nitelendirilmektedir. Şimdi seçim sonrasında AKP’nin bundan farklı bir şeyler yapmasını mı bekliyoruz? Hem de AKP’den hiç kimse açık ve seçik bir biçimde böyle bir beklentiyi haklı çıkartacak herhangi bir şey söylememişken.

Şayet kamuoyunun bir kesimi “menfaatleri” gereği bu sorulara “evet” yanıtı veriyorsa, bu ekonomik uygulamalarla o menfaatlerinin sürekliliğinin de tehlikeye gireceğini söyleyebilmek mümkün.

Sözüm ona hazırlıksız kabul edilen muhalefetin kamuoyunun gündelik hayatı için anlamlı olabilecek her ekonomik vaadine “popülizm” deyip eleştirenler, muhalefetin sıradan insana ekonomi konularında ne söylemesini bekliyorlar acaba? Daha dün Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun taşıt alımlarında ödenen ÖTV’de indirim vaadini “popülizm” olarak görenler, iktidarın dar gelirlere yönelik konut projesini aynı şekilde eleştirmiyorlar mı?

Bu yüzden de muhalefetin yaptıkları, vaat ettikleri bir türlü kamuoyu tarafından yeterli görülmüyor.

Ya da kamuoyunun tamamını iktisat bilen, konusunda uzman bireyler olarak düşünüp, kora kor iktisadi bir tartışmanın yapılmasını mı arzuluyorlar? Yapalım, tamam da, neden aynısını karşı taraftan neden istemiyoruz?

Bir profesyonel iktisatçı olarak bugün karşı karşıya kaldığımız ekonomik sorunların çözümüne yönelik benim bir fikrim var. Hatta siyasilerin tamamında neyin eksik gördüğüm konusunda da düşüncelere sahibim. Ama bunlar sıradan vatandaş için son derecede teknik konular ve kısa dönemde gündelik hayatta fark yaratmayabilir. Ama daha iyi, daha adil işleyen bir iktisadi sistemin oluşturulmasına katkı sağlayabilir.

Bu konulardaki düşüncelerimi de yazacağım şeffaflık sağlamak için. Ama benim asıl merak ettiğim şu: Muhalefet ekonomik konularda ne yapsa kamuoyu ikna olur? Yapılması gereken bir politika mı, yoksa verilmesi gereken bir vaat mi? Samimi olarak kamuoyu muhalefetten ne istiyor?

Anladık ki TCMB’nin bağımsızlığını temin etmek kamuoyu için anlamsız bir vaat. Zira iktidar bunun tam tersini yapıyor ve kamuoyu bu yapılanlara son derecede sesiz. Hatta “Banka’yı bağımsızlığına kavuşturacağım” diyenlerin bu sözlerini de yetersiz görüyor bazıları.

Yine anladım ki vatandaşın paralarıyla finanse edilen KÖİ (Kamu-özel işbirliği) projelerinin sorgulanmasını, hiçbir iktisadi hesaba uymayan irrasyonel yatırımların hesabının sorulmasını vaat etmek de kamuoyu nezdinde yeterli görülmüyor.

Ya da eğitim ve sağlık sisteminin içine düştüğü darboğaz ve kısır döngülerden kurtarmak, belli kişi ve gruplar için menfaat üreten değil, kamuoyu için hizmet üreten sistemlere dönüştürülmesi yönünde verilen sözlerin de herhangi bir kıymet-i harbiyesi yok anlaşılan.

Şimdi ben soruyorum sırf merakımdan:

Peki, muhalefet ne deseydi veya vaat etseydi kamuoyu bakımından anlamlı olurdu?

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus