Sybil Van Antwerp yetmişli yaşlarının ortalarında emekli bir yargıç başkatibidir. Kelimelerle arası çok iyi olan, inatçı, huysuz ve sarkastik Sybil kendini bildi bileli çevresiyle olan iletişimini ve dünyayla var olma biçimini mektuplar üzerinden kurar.
…. Yazışmanın gerçekten dünyadaki ilk medeniyet türlerinden biri olduğu ve bu türün sürdürülmesinin henüz fark edemediğimiz bir değeri olması gerektiğidir. YAZILI SÖZCÜKLER, Bay Watts. Beyaz üzerine siyahla yazılmış kelimeler. Mektuplar. Kitaplar. Kanunlar. Hepsi aynı. Hayatımın hatırlayabildiğim en eski dönemlerinden beri bu fikirdeyim ve kalemle bir cümle kurabildiğimden beri (yani dokuz yaşımdan beri) başkalarına mektuplar yazıyorum. (s.64)
Mektupların izinde bir yaşam
Yıllar önce boşanmış olan Sybil, Maryland Annapolis’te tek başına yaşamaktadır. Mektupların satır aralarında iki yetişkin çocuğunun farklı kentlerde yaşadığını ve üçüncü çocuğunun sekiz yaşında bir yüzme kazasında öldüğünü öğreniriz. Sybil yakın arkadaşlarına, sevdiği kitapların yazarlarına, çocuklarına, erkek kardeşine, misafir öğrenci olarak derslerine katılmak istediği üniversitenin dekanına, komşularına ve hayatına sürpriz bir biçimde katılan pek çok kişiye mektuplar yazmaktadır.

Sybil’in kişiliğini, geçmişini, pişmanlıklarını bu mektuplardaki kimi zaman keskin, kimi zaman alaycı kimi zaman da kırgın sesinden öğreniriz. Sybil 2012-2018 yılları arasındaki yazışmaları boyunca gittikçe görme yetisini yitirecek, duygusal olarak dönüşecek, yeni dostluklar, bağlar kuracak ve o hiç göndermeye cesaret edemediği mektubuyla yüzleşecektir. Okur olarak bizler de hayatının en büyük maceralarını geride bıraktığını sandığımız yetmişlerindeki bir insanın bizleri nasıl yanıltabildiğine tanık oluruz.
Küresel bir fenomen olma yolunda
Muhabbet (The Correspondent) 39 yaşındaki Virginia Evans’ın ilk romanı. Özellikle ABD’de okurlar tarafından inanılmaz bir coşkuyla ve beğeniyle karşılandı. Bu aslında beklenmedik bir başarıydı. Muhabbet, basılan onca roman arasından hızla sıyrılarak edebiyat listelerinin tepesine yerleşti. Mesela roman 28. haftasında hâlâ The New York Times’ın en çok satanlar listesinin birinci sırasında; 2026 PEN/Hemingway En İyi Roman Ödülü’nün yanında sayısız ödül aldı ve almaya devam ediyor. Bağımsız yayıncılar, kitapevleri, okur kulüpleri Muhabbet romanını yere göğe sığdıramıyor. Anlayacağınız bu ilk roman kısa sürede küresel bir fenomen olma yolunda. APRIL Yayıncılık, Ergin Kaptan’ın çevirisiyle romanı mayıs ayında Türkçe’ye kazandırdı ve Muhabbet’in kapak görselleri çoktan cadde ve sokakların duvarlarını süslemeye başladı.

Neden bu kadar çok sevildi?
Peki okurlar tarafından neden bu kadar çok sevildi Muhabbet? Bir kere çok kolay okunan, sayfaların hızla aktığı, basit gibi görünen ancak derinlikli bir roman bu. Sybil karakteri tüm hınzırlığı, aksiliği, içinde gizlediği yası, hataları ve şefkatiyle son derece ustaca yaratılmış bir karakter. Sybil’e okur olarak kimi zaman kızıyor, kimi zaman acıyor, kimi zaman da gülüyoruz ama sonuçta bütün bunlar bizi onu insan yapan tüm bu zaaflarıyla sevmekten alıkoymuyor. Muhabbet, aslında bir yasla başa çıkma hikâyesi; aynı zamanda yaşlanma ve modern dünyanın getirdikleriyle cebelleşme öyküsü. En yakın arkadaşına şöyle yazar mesela bir mektubunda Sybil:
Sevgili Rosalie,
Kendine şöyle güzel bir brendi koy ve bir yere otur. Sana anlatacaklarım var. Şaka yapmıyorum Rosalie, doldur şu içkiyi. Paul ve Lars’ın bir süre sana ihtiyacı olmayacağından da emin ol.
Ben düştüm. Lütfen panik yapma, iyiyim. Nasıl oldu anlatayım. (s.187)
Mektuplaşma artık kullanılmayan, yerini e-posta ve WhatsApp mesajlarına bırakmış demode bir iletişim aracı olarak görülebilir. Ancak bu roman kanımca mektubun gündelik hayatın görünmeyen duygusal katmanlarını ortaya çıkaran en etkili araç olduğunu hatırlattığı için bu kadar çok sevildi. İnsan ilişkilerindeki kırılganlıkları, yalnızlığı, yaşlanmayı, yas tutmayı ve aşkı ince bir mizahla anlatabildiği için başarıyı yakaladı Muhabbet. Her eş dost mektuplaşmasının sonunda “Bu aralar ne okuyorsun? Elinde hangi roman var?” diye sorarak pek çok yazara selam göndermesi de edebiyatseverlerin içini ısıttı doğrusu. Muhabbet yaz tatiline giderken bavulunuza atacağınız ilk roman olmalı. Pişman olmayacaksınız.















