Toplum ve Siyaset (34): Uluç Özüyener ile söyleşi “Fısıldanan Kimlik: Dönme” | Sabetaycılar, suskunluk ve kuşaklar arası hafıza

İSTANBUL (Medyascope) – Toplum ve Siyaset’in bu bölümünde Gülener Kırnalı, yazar Uluç Özüyener’i konuk etti. Söyleşide, Özüyener’in Mayıs 2026’da Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Fısıldanan Kimlik: Dönme” kitabı konuşuldu.

Toplum ve Siyaset’in bu bölümünde Gülener Kırnalı’nın konuğu, yazar Uluç Özüyener oldu. Özüyener, Sabetay Sevi’nin 17. yüzyılda başlayan hikâyesinden Selanik’te şekillenen topluluğa, Sabetaycıların Türkiye’ye uzanan tarihsel sürecini anlattı.

Bugün bu topluluğu yalnızca dinsel bir aidiyet üzerinden tanımlamanın doğru olmadığını vurgulayan Özüyener, ortak tarihsel ve ailesel geçmişe sahip, ancak inançları, dünya görüşleri ve yaşam tarzları birbirinden farklı insanların oluşturduğu ağırlıklı olarak kültürel bir topluluktan söz etmek gerektiğini belirtti. Söyleşide ayrıca “Dönme”, “Sabetaycı”, “Selanikli” gibi farklı adlandırmaların taşıdığı tarihsel ve toplumsal anlamlar da ele alındı.

“Fısıldanan kimlik” neden fısıldandı?

Kitabın başlığındaki “fısıldanan kimlik” ifadesinden hareketle, kimliğin neden uzun yıllar ailelerin özel alanında kaldığı da söyleşinin başlıca konularından biriydi. Özüyener, bu suskunluğun tek bir nedeni olmadığını; dinsel mahremiyetin yanı sıra antisemitizm, dışlanma korkusu, komplo teorileri ve özellikle Varlık Vergisi gibi tarihsel deneyimlerin ailelerde güçlü bir korunma refleksi yarattığını anlattı. Bazı ailelerin çocuklarını korumak amacıyla kendi geçmişlerini onlardan dahi sakladığını belirten Özüyener, devlet tarafından “D” yani “Dönme” kategorisiyle işaretlenmenin topluluk hafızasında bıraktığı izlere dikkat çekti.

Fısıldanan Kimlik: Dönme, farklı kuşaklardan ve aile çevrelerinden 35 kişinin anlatısına dayanıyor. Özüyener, çalışmanın amacının Sabetaycı öğretisini anlatmaktan ziyade, uzun yıllar özel alanda kalmış bir kimliğin kişiler, aileler ve kuşaklar üzerindeki etkisini kayıt altına almak olduğunu söyledi. Katılımcılara aile geçmişleri, suskunluk, dışlanma, aidiyet ve geleceğe ilişkin beklentileri soruldu; amaç istatistiksel olarak temsilî bir örneklem oluşturmak değil, farklı hayat deneyimlerini yan yana getirmekti. Özüyener’e göre kitabın temel değeri de “tek bir Selanikli deneyimi” tarif etmek yerine farklı sesleri ve hafızaları görünür kılmasında yatıyor.

Uluç Özüyener ile söyleşi (Video)

Söyleşinin son bölümünde ise Türkiye’de “Dönme” kimliğinin neden bu kadar güçlü ve kalıcı bir komplo anlatısının parçası hâline geldiği tartışıldı. Özüyener, topluluğun kamusal alandaki görünmezliğinin ve hakkındaki doğrulanabilir bilginin sınırlı kalmasının, “gizli bir grubun ülkeyi yönettiği” türündeki anlatıları beslediğini söyledi. Bu komplo teorilerinin yalnızca siyasi söylemle sınırlı kalmadığını, insanların gündelik hayatlarında damgalanma korkusuna ve aile geçmişlerini gizlemelerine de yol açtığını vurgulayan Özüyener, bu kısır döngüyü kırmanın yolunun her iddiayı tek tek çürütmekten ziyade doğrulanabilir bilgiyi ve gerçek hayat hikâyelerini görünür kılmak olduğunu ifade etti.

Kitap ne hakkında?

Suzan Nana Tarablus ile Özüyener’in birlikte kaleme aldığı “Fısıldanan Kimlik: Dönme” kitabı, Türkiye’de uzun yıllardır merakın, önyargıların ve komplo teorilerinin konusu olan Sabetaycı/Dönme kimliğine, topluluk mensuplarının kendi anlatıları üzerinden bakıyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş