Ülkü Doğanay yazdı: İlk sahibinden az kullanılmış kamu hizmeti – AKP’nin Kılıçdaroğlu videoları

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugünlerde iktidar ortaklarının sinirlerini çokça bozuyor. Bir zamanlar nasıl muhalefetin ana gündemini AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan işgal ediyor, siyasetçiler mitinglerinde Erdoğan’a yanıt veriyor, Erdoğan’ı konuşuyorlardıysa, bugünlerde de hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem de ortağı Devlet Bahçeli’nin dilinden Kemal Kılıçdaroğlu düşmüyor. Öyle ki Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya üzerinden bugünkü Mersin mitingine işaret ederek muzip bir dille Erdoğan’a “Davaları geri çekmeler, videolarımı paylaşmalar… Doğru söyle, Mersin’e de geliyor musun?” diye soruyor.

Haksız da sayılmaz. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı, partisinin Meclis grubu toplantısında her fırsatta Kemal Kılıçdaroğlu’nun videolarını izletiyor. “Bir siyasal parti genel başkanı olarak, Meclis’te seslendiği parti grubuna muhalefet partisi liderinin ne işler peşinde olduğunu anlatmak için konuşmalarından kesitleri izletmesinde ne var ki?” diyebilirsiniz. Doğrudur, Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda siyasi parti başkanı olduğu ve özellikle de iktidar partisi milletvekillerinin adeta kızağa çekilmiş gibi önlerine getirilen yasa tekliflerine “evet” oyu vermekten ve kendi hususi işlerini takip etmekten başka bir işlevinin pek kalmadığı bir garip sistemle yönetiliyor Türkiye. Belli ki bu yeni sistemde milletvekillerini ana muhalefet partisi ve onun lideri konusunda uyarmak da Cumhurbaşkanı’na düşüyor. Aslında bir taşla iki kuş misali, Cumhurbaşkanı bir yandan olur da iş-güçten fırsat bulup da dinleyememişlerdir, duymamışlardır diye milletvekillerini ana muhalefet partisinin genel başkanının söylediklerinden haberdar ediyor. Öbür yandan, TBMM TV aracılığıyla grup konuşmasını canlı izleyen milyonların bu videoları izlemesini sağlayarak muhalefete yer vermeyen TRT’nin ve iktidar medyasının sunmaktan imtina ettiği kamu hizmetini bizzat üstleniyor. CHP liderinin sözlerinin televizyon ekranlarından seçmene ulaşmasına yardım ediyor. Bununla da kalmıyor, Kılıçdaroğlu videolarını Twitter’dan da paylaşıyor ki ana muhalefet partisi liderinin sözleri, özellikle televizyon izlemeyen gençlere de ulaşsın.

Peki CHP lideri, Cumhurbaşkanı’nın ısrarla paylaştığı bu videolarda neler söylüyor? Daha önce, 21 Nisan’da 128 milyar dolar nerede sorusunu yanıtlayacağını açıkladığı Meclis grup toplantısında izlettiği videoda defalarca Kılıçdaroğlu’nun ağzından “128 milyar dolar nerede?” sorusunu sordurmuştu. 27 Ekim 2021 tarihli Meclis grubunda izlettiği videoda ise Ankara’nın Çubuk ilçesinde Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişiminin görüntülerinin eşliğinde Kılıçdaroğlu’nun şu sözlerine yer veriyordu: “Her şeyi koymuşlar aynı tezkerenin içine, her şeye ‘evet’ diyelim diyorlar. Suriye’ye askerimiz polisimiz gitti, mücadele ne mücadelesi? Barış varken neden kavga?”, “Recep Tayyip Erdoğan karşıma çıkabilir mi? Ben de biliyorum çıkamaz. Çıkması için mangal gibi yürek olması lazım. Var mı o yürek onda. Meydan okuyorum”, “Hala iktidarın peşinde giden öğretmen varsa, kusura bakmasın ben ona öğretmen demiyorum”, “Buradan esnafa seslenmek istiyorum. Eğer bunlara sandıkta oy verirsen, iki elim iki yakanda olur”, “Şimdi bütün üreticilere, bütün çiftçilere sesleniyorum, ilk seçimde eğer siz hâlâ gidip seçimde AK Parti’ye oy verirseniz benim iki elim yakanızda olacak”, “Yalakadan sanatçı olmaz, sanatçı dik durur… Sanatçı denen arkadaş, onun yanında senin ne işin var?”, “İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak, o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum. ‘Emir almıştım’ diyerek sıyrılamazsınız, pazartesi itibariyle durun!”

1 Aralık tarihli Meclis grup toplantısında da Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2016 yılında faiz indirimine destek verdiği açıklamalarını izletip son süreçte yaşanan faiz indirimini akıl dışı bulduğuna dair gazete kupürlerini gösterdi. Videonun sonunda Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından yayınladığı, “Artık DUR Erdoğan. Hemen seçim” paylaşımının ekran görüntüsü yer alıyordu. Cumhurbaşkanı, “Bunlar işte böyle, dün başka söyler bugün başka söyler, bunlar zaten faizci” diye konuşmasına devam etti ama esas mesajı, izlettiği videoda Kılıçdaroğlu vermişti.

Hemen ertesi günü ise bu sefer Cumhurbaşkanı’nın Twitter hesabından başka bir video yayınlandı. Önceki videolardan alınan parçalarla yeniden kurgulanmış, daha kısa bir video bu. Kılıçdaroğlu’nun devlet memurlarına seslendiği ve “İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak” sözleri ile açılıyor. “Kanal İstanbul ihalesini hiç kimse almayacak alan olursa çok ağır bedeller ödeyecektir. Sadece bizim iş insanlarını değil, büyükelçiliklere de yazı yazdım…” sözleriyle devam ediyor. Öğretmene, esnafa, çiftçilere, bürokratlara seslendiği konuşmalarını veriyor. Daha önceki videolarda aktarılmayan, “Bu haramzadelerin sofrasına oturmayı reddedin. Selamı sabahı kesin” sözleri de eklenmiş bu sonuncusuna.

Anlayacağınız, bir Türk tipi başkanlık sisteminde “Cumhurbaşkanı daha ne yapsın?” diye sormak geliyor insanın içinden. Hizmetse hizmet. Yapılacak onca işinin arasında, iktidar tarafından yönetilip yönlendirilen televizyonların ekranlarında yer bulamayan, sosyal medyanın yankı odalarında dört duvar arasına sıkışıp kalan muhalefetin imdadına yine Cumhurbaşkanı yetişiyor.

Neyse ki yalnız değil, yanında Devlet Bahçeli var. Belki ekonomiydi, dış politikaydı, eğitimdi, sağlıktı, ne nastır ne değildir filan pek bir işin ucundan tutuyormuş görüntüsü vermiyor ama aslında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı’na muhalefete yardımcı olmak konusunda elinden gelen yardımda bulunuyor. Evet, bazen -O da muhalefeti beğenmediği için- Cumhur İttifakı’nın bir ortağı olan partisinin demokratik muhalefet işlevi gördüğünü, Meclis’te denge ve denetleme göreviyle mesul olduğunu söylediği oluyor. Ama ardından hemen düzeltiyor: “Günahına da sevabına da ortağız, anca beraber kanca beraber olacağız” sözleriyle Cumhurbaşkanı’nın gönlünü alıyor. Şimdilik HDP ile birlikte kapatılmasını sağlayamadığı için, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun büyükelçilere mektubunu partisinin Meclis grubunda okuyarak, o da Cumhurbaşkanı’nın yürüttüğü muhalefete destek olma misyonuna katkı sunuyor.  9 Kasım’da Kılıçdaroğlu’nu “Suyu ısınmıştır” sözleriyle tehdit ettiği Meclis grubu konuşmasında CHP liderinin büyükelçilere mektubundan şu cümleleri okuyor: “Ülkenizdeki yatırımcılar Kanal İstanbul gibi her yönüyle dünya iklimine karşı bir hareket olan bu projeyi desteklememelidir. Bu ülkemizle birlikte dünyanın iklimine de zarar verecek bir projedir. İstanbul’a ihanet dünyaya ihanettir. Kanal İstanbul projesinin uygulanmasının önlenmesi için mücadele vermeye devam edeceğim. Ülkemin iklimini parasını suyunu toprağını korumak benim görevimdir. Size de dünyanın iklimini korumak için çağrıda bulunuyorum.” Evet, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin canlı yayında okuduğu Kılıçdaroğlu’nun mektubunda Kanal İstanbul’un çevreye vereceği zarardan söz ediliyor.

“İyi de neden?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Emrinde koskoca İletişim Başkanlığı bulunan Cumhurbaşkanı ve ortağı, neden canlı yayınlarda, milyonlarca takipçili sosyal medya hesaplarında ana muhalefet partisi liderinin sözlerini yayınlayarak bu sözlerin daha çok duyulmasına katkı sağlıyorlar? Çünkü tabanlarının bu sözlerden rahatsız olacağını varsayıyorlar. Bu videoları izleyenlerin, Kılıçdaroğlu’nun sert çıkışlarından korkarak iktidarın el değiştirmesi durumunda kendilerinden de hesap sorulacağından endişe edeceklerini, böylece muhalefete oy vermekten vazgeçeceklerini düşünüyorlar. Videoları izlettikleri AKP ve MHP tabanının, Kılıçdaroğlu iktidar olursa bugüne kadar elde ettikleri ayrıcalıklardan mahrum kalacaklarını düşünmelerini istiyorlar. Ne var ki bütün bu videoların, paylaşımların arka planındaki anahtar kelime “ayrıcalık” bunları izleyen seçmenin büyük çoğunluğu için çok uzaklarda. İktidarın el değiştirmesi durumunda ayrıcalıklarından olacak ve hatta hesap vermek zorunda bırakılacak bir kesim var tabii ki. Belki bu yolla onlara da mesaj gönderilmek isteniyor, batan gemiden ilk atlayan olmasınlar diye. Cumhurbaşkanı’nın izlettiği videolardan birinde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin arasına CHP’li Gürsel Tekin’in 2015’te söylediği “8-9 Haziran’da ilk işimiz bu kirli gazetelerin tamamına el koymak olacaktır” sözlerinin iliştirilmiş olması da böyle yorumlanabilir. Ama diğer yandan, bu videoların ardındaki üstün yetenekli iletişimci her kimse, “şimdilik mutlu” azınlığa bu mecralarla mesaj göndereyim derken, Kılıçdaroğlu’nun mesajlarını normalde ulaşamayacağı kesimlere de ulaştırıyor. Öyle ya da böyle, eğer bu videoların hazırlanmasından İletişim Başkanlığı sorumluysa, başındaki kişi bir kamu görevlisi olan ve kamu hizmeti vermekle yükümlü bir kurum olan İletişim Başkanlığı, kurulduğu ilk günden bu yana belki de ilk kez, gerçek bir kamu hizmeti veriyor.

Ülkü Doğanay’ın önceki yazıları :

Ne olmuşsa olmuş!

Ülkü Doğanay’ın yazısını Gökçe Çiçek Kösedağı seslendirdi:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus