Ülkü Doğanay yazdı: İktidarlar şarkılardan korkmaya başladığında

Koronavirüs salgınının ilk aylarında oluşturmaya çalıştığı, politik hesaplarla değil de halk sağlığı adına, sağduyu ile hareket eden bilim insanı imajından çabucak vazgeçen Sağlık Bakanı’nın, mevkidaşlarından aslında pek bir farkının olmadığını anlamamız çok uzun sürmemişti. Fahrettin Koca, biliyorsunuz ne zamandır pandemi yönetimine dair sosyal medya hesabından “yapmayın, etmeyin”, “canım siz de biraz daha dikkatli olun”, “bak ayıp oluyor” minvalinden mesajlar paylaşmaktan öteye gitmiyor. En son maske takmayacağımız günlerin çok yakın olduğunu müjdelemiş. Sadece bir günde, o da kayıtlara yansıyan, koronavirüs nedeniyle ölüm sayısı 300’e dayanmışken (ayda 9 bin eder!) Fahrettin Koca bizleri pandemiden çıktığımıza inandırmak için çaba harcamaya devam ediyor. Nasıl iktidar mensupları ağız birliğiyle bu ülkede ekonomik ya da siyasi kriz olmadığına, yargının bağımsız, gazetecilerin özgür olduğuna biz fakirleri inandırmak için çabalıyorsa, aynı şekilde Sağlık Bakanı da şu sıralarda aslında pandeminin filan olmadığına inanmamızı istiyor. Hal tam da böyle iken, Tarkan’ın “Geççek” şarkısı iktidar mensuplarının çok işine yarayabilirdi. Her geçen gün daha da mı yoksullaşıyorsunuz? Geççek! Faturalarınızı ödeyemiyorsunuz, markete gidemiyorsunuz ya da temel ihtiyaçlarınızı karşılamaktan öte hiçbir harcama yapamıyorsunuz, öyle mi? Ne de olsa aynı gemideyiz, Geççek! Hesap “fake” olmasaydı, yani Fahrettin Koca gerçekten de Tarkan’ın yeni şarkısını paylaşıp “Bakın ben size söylemiştim, Geççek!” deseydi şaşırmazdık. Ne de olsa yıllardır, “nisan marttan daha güzel olacak, hele bir temmuz gelsin bakın ekonomimiz nasıl şahlanacak, enflasyon her ay biraz daha azalacak, sonunda tek haneli rakamlara düşecek” diye oyalıyorlar bizi. Koca da pandemiden ha bugün çıkıyoruz, ha yarın çıkacağız demiyor mu ne zamandır?

Herhalde iktidar mensupları her ne yapar ne söylerse gönülden bağlı olduğundan, Hande Fırat da bunun mümkün olabileceğini düşünerek Fahrettin Koca adına açılan sahte hesaptan atılan “Sevgili @tarkan’a covid salgını ile mücadelemize sunduğu katkı için teşekkürler” mesajını canlı yayına taşımış. Fırat, şarkı üzerinden bir kutuplaşma olduğunu, şarkıyı adeta bir seçim startı olarak değerlendiren isimler olduğunu söylerken, ekranın altında “Siyaset neden Geççek’i paylaşıyor?” başlığı var.

Aslında Hande Fırat’ın yayına taşıdığı Fahrettin Koca tweeti gibi, ekranın altına yazdırdığı soru da “fake”, yani sahte. Çünkü sorunun yanıtını bir şarkıyla telaşa kapılan iktidar yandaşları da biliyorlar: Her biri, “Geççek” ve “gitçek” olanın Sağlık Bakanı’nın zaten geçmiş olduğunu ilan ettiği pandemi değil, kendi liyakatsiz düzenleri olduğunu, bu şarkının tam da doğru zamanda, kırmadan dökmeden, Tarkan’dan beklenecek bir incelikle bizlere bu gerçeği hatırlattığını biliyorlar.

Tarkan’ın açıkladığına göre bir yıl önce yazdığı ve yaz aylarında piyasaya sürülse muhtemelen daha çok dinlenip çalınacak bu şarkıyı neden şimdi yayınladığı, siyasetin neden bu şarkıyı paylaştığının ya da bazılarının bir şarkıdan neden bu denli rahatsız olduğunun da yanıtı aslında. Belki bir cuma namazı çıkışında Tarkan’ın dillerini koparmaktan söz edilmeyecek. Adı anılmadan dili koparılmakla tehdit edilen Sezen Aksu “…Dilimi ezemezsin/ Kim yolcu kim hancı, Dur bakalım” dizelerini paylaşınca gelen “biz onu kast etmedik” açıklaması, Cumhurbaşkanı’nın artık bir kez daha bu topa girmeyeceğini düşündürtüyor. Ancak RTÜK’ten bu konuda yeni bir performans beklemek hata olmaz. Televizyonlar ve radyolar sırf kendi iyilikleri için aranıp şarkıyı çalmamaları konusunda uyarılırsa şaşırmayız. Gerçi RTÜK başkanına soracak olsanız, kendisinin Sezen Aksu için de böyle bir talimatı olmamış, ama RTÜK başkan yardımcısının daha önce yaptığı açıklamadan “kanallar zarar görmesin diye” yani “ileride mağdur olmamaları” için böyle bir uyarıda bulunduklarını öğrenmiştik. Tarkan’a yönelik yeni bir linç kampanyasına girişecek AK troller eğer siz bu yazıyı okurken henüz işbaşına geçmedilerse, hala bekledikleri talimatı alamadıklarındandır. Cumhur İttifakı’nın ortağı Devlet Bahçeli’nin bir açıklama yapması için ise gözlerimiz salı günkü MHP Meclis grubu toplantısına çevrilecek. Neler söyleyebileceğini tahmin etmek zor değil ama İYİ Parti Avanos İlçe Başkanı’nın şu videosuna bir bakın.

Peki iktidarlar, daha doğrusu kültürel hegemonyasını kuramamış otoriter iktidarlar neden şarkılardan korkarlar? Son birkaç haftada Türkiye’nin yıldızı her zaman parlayan popüler müzik figürlerinden ikisinin, Sezen Aksu’nun ve Tarkan’ın siyasetçilerin gündemini bu denli meşgul etmesi elbette bir tesadüf değil. Yıllar önce kaybettiğimiz hocamız Erol Mutlu’nun İletişim Sözlüğü’nde popüler kültürü tanımlarken kullandığı şu sözler, bize bir şarkının, elinde onca gücü, medyayı hatta yargıyı ve iktidarın bilumum aracını bulunduran iktidar sahipleri bakımından neden bir tehdit olarak görülebileceğini açıklıyor: “Popüler kültür, hemen burada, elimizin altında, neredeyse soluduğumuz, içimize çektiğimiz hava kadar içinde olduğumuz bir şey”dir. İşte bu sebeple, iktidarı elinde bulunduranlar bakımından hegemonya mücadelesinin yürütüldüğü temel alanlardan biridir ve yine aynı sebeple kaygan ve değişkendir, kendi içinde çelişkiler, çatışmalar, uzlaşmalar barındırır. Popüler kültür, güçlünün kültürünün lehine ve aleyhine bir mücadele alanıdır. Popüler kültürün aracılık ettiği toplumsal uzlaşma, karşıt görüşlerin birbirine eklemlenerek birbirini dönüştürmesi, dolayısıyla egemen görüş ve değerlerin ortak duyunun oluşması uğruna kendi mutlak çıkarlarından ödün vermesiyle gerçekleşebilir. Buradaki kilit mesele, gördüğünüz gibi popüler kültürün her durumda, öyle ya da böyle bir toplumsal uzlaşıyı talep etmesi ve bu uzlaşının güçlünün kültürünün aleyhine olanı da içinde barındırmak zorunda olmasıyla ilgili. Tam da altı muhalefet partisi bir araya gelip iktidar sözcülerinin yıllardır bize mutlak ve değişmez olarak sunduğu düzenin aslında pekala değiştirilebileceğini ve bunun uzlaşma yoluyla mümkün olduğunu göstermişken, Tarkan gibi bir popstarın çıkıp da “Geççek, geldiği gibi gitçek” demesi bu nedenle önemli. Ve aynı nedenle, mevcut gücünü konumundan hiç ödün vermemekle, hiç geri adım atmamakla güvenceye aldığını sanan bir iktidar açısından korkutucu olmalı…

Ülkü Doğanay’ın önceki yazıları:

Erdoğan’ın medya genelgesinin anatomisi

18 ay daha beklersek bizi kim kurtaracak?

Bir rejimin fotoğraf albümü

İki buçuk Türkiye

Yalan söyleme, gözlerime bak bu kez

Öyle OHAL komisyonları vardı ki onlar aslında hiç yoktular

Bir ihtimal daha var – Gidiyor gitmekte olan

İlk sahibinden az kullanılmış kamu hizmeti – AKP’nin Kılıçdaroğlu videoları

Ne olmuşsa olmuş!

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus