Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé’den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi

Bir futbol maçının ardından bir siyasetçi, rakip takımın siyah kaptanını “Fransız olmaya çalışan sömürgeleştirilmiş Kamerunlu” diye aşağılıyor; onu şempanzelerle, Hindistan cevizleriyle ve cehaletle ilişkilendiriyor. Takvimler 2026’yı gösteriyor, zihniyet ve kullanılan sözlük en iyi ihtimalle 1936’yı.

Her şey, Fransa’nın 4 Temmuz’da Dünya Kupası son 16 turunda Paraguay’ı 1-0 yenmesinin ardından başladı. Fransa’yı çeyrek finale taşıyan golü penaltıdan Kylian Mbappé attı. Gergin geçen karşılaşmanın sonunda Mbappé ile Paraguay kalecisi Orlando Gill arasında kısa bir sürtüşme yaşandı. Saha içinde birkaç saniyede kapanabilecek bu küçük hadise, Paraguaylı senatör Celeste Amarilla’nın sosyal medyaya girmesiyle uluslararası bir ırkçılık skandalına dönüştü.

Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé'den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi
Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé’den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi

Amarilla, Mbappé’yi yalnızca kibirli, kaba veya sportmenlikten uzak davranmakla suçlamadı. Keşke yalnızca öyle olsaydı. Öyle şeyler dedi ki dünyadaki milyonlarca insan dediğini duymaktan, yazdığını okumaktan hicap duydu. Onu “Fransız olmaya çalışan sömürgeleştirilmiş Kamerunlu” diye tanımladı; doğumunu, ten rengini, görünüşünü, zekâsını ve eğitimini hedef alan bir dizi aşırı ırkçı mesaj yayımladı. Mbappé’nin anne sütü yerine Hindistan cevizi emdiğini söyledi. Yetmedi, hayatında gördüğü en eğitimli canlıların şempanzeler olduğunu söyledi. Belli ki Mbappé’nin fiziksel bir acı çekmemesi halinde rahatlayamayacaktı ki keşke Paraguaylı kaleci ona vursaydı dedi.

Yahu, bunları aktarırken utandım; yazıya alıp almamayı otuz kere düşündüm. Bunlar, öfke anında ağızdan kaçmış “birkaç talihsiz söz” olarak nitelendirilebilecek laflar değil. Siyah insanı hayvanlıkla, ilkellikle ve medeniyetin dışında olmakla ilişkilendiren eski sömürgeci repertuvarın neredeyse eksiksiz bir özetiydi. Irkçılığın dahi çağın şartlarına uyum sağlayıp kimi zaman kodlara, imalara ve örtülü ifadelere sığındığı 2026 yılında Amarilla, en eski ve en çıplak dili kullanmakta hiçbir sakınca görmemişti.

Ve bu olayın birden çok iğrenç boyutu var. Meselenin iğrençliği, yalnızca böylesine açık bir ırkçılığın hâlâ üretilebiliyor olmasından da ibaret değil. Ne yazık ki spor dünyasında ve tribünlerde, özellikle de sosyal medyadaki anonim kullanıcılar eliyle bu iğrenç ırkçılığın dile getirildiğini biliyoruz. Bunu biliyor ve çok uzun yıllardır kurumlar, siyaset ve toplum düzeyinde ırkçılığa karşı bitmeyen bir mücadele veriyoruz. Gururla söylemeliyiz ki bu mücadelede çok yol katettik. Ve Mbappé’nin dediği gibi “Amarilla gibilerinin nefretlerini ve ırkçılıklarını dünyaya yayma özgürlüğüne asla izin vermeyeceğiz.”

Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé'den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi
Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé’den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi

Hesap soran siyasetçinin hesapla imtihanı

Ancak gelelim bu çırılçıplak ırkçılığı pervasızca dile getiren kişiye. Bu kişi, sosyal medyada ne yaptığını bilmeyen isimsiz bir kullanıcı değil. Hukuk eğitimi almış, yıllardır parlamento çatısı altında siyaset yapan, Paraguay’ın en köklü liberal muhalefet partilerinden birini temsil eden deneyimli bir senatör.

Celeste Amarilla, Paraguay’ın Partido Liberal Radical Auténtico, yani “Hakiki Radikal Liberal Partisi”nin mensubu. 1982’den beri partinin içinde. Liberal gençlik örgütünün kurucuları arasında yer aldı; avukatlık ve çeşitli yerel yönetim görevlerinin ardından 2018’de Temsilciler Meclisi’ne, 2023’te ise Senato’ya seçildi. Kısacası siyasetle ilişkisi, Dünya Kupası gecesi açtığı sosyal medya hesabıyla başlamış değil.

Amarilla’nın siyasal imajı da bu vakayı daha ilginç kılıyor. Paraguay siyasetinde sözünü sakınmayan, iktidara ve yolsuzluklara karşı sert çıkışlarıyla tanınan bir muhalif. Parlamentodaki meslektaşlarının önemli bir bölümünün koltuklarını kirli parayla elde ettiğini ima ettiği için 2020 yılında 60 gün süreyle Meclis’ten uzaklaştırılmış. Siyasi kariyeri, kamusal imajı ve sert retoriği buna benzer bir dizi hesap sorma hikayesiyle örülü bir liberal.

Yani karşımızda siyasi kariyerini büyük ölçüde başkalarına hesap sormak, dokunulmaz görünenlere dokunmak ve bedeli ne olursa olsun doğruları söylemek iddiası üzerine kurmuş bir siyasetçi var. Ne var ki hesap sormayı siyasal kimliğinin merkezine yerleştiren Amarilla’nın hesap verebilirlik anlayışı, hesap kendisine sorulduğunda değişebiliyormuş. Nitekim kimlikler ve ideolojik etiketler ahlaki karakter belgesi değil. Liberal olmak insanı ırkçılıktan, kadın olmak da başkasının kimliğini aşağılamaktan kendiliğinden korumuyor.

Amarilla’nın Mbappé’ye söylediği sözlerin merkezinde, kimin gerçekten Fransız sayılacağına karar verme iddiası vardı. Fransa’da doğmuş, Fransız millî takımının kaptanlığını yapan ve ülkesinin dünya çapındaki en görünür temsilcilerinden biri olan Mbappé, onun gözünde hâlâ Fransız rolü yapan bir Afrikalıydı. Amarilla’nın tasavvurundaysa Fransızlık hukuki bir vatandaşlık veya toplumsal aidiyet değil, beyazlara ait ırksal bir mülkiyetti. Yani siyah bir Fransız ne kadar başarılı olursa olsun, gerektiğinde pasaportu elinden alınabilir ve yeniden “Kamerunlu” ilan edilebilirdi. Ve belli ki bu, Amarilla için aşağılayıcı bir “tenzilirütbe” idi.

Kaldı ki bu söylenenler, futbol dünyasında fazlasıyla tanıdık bir mekanizmaya tekabül ediyor. Göçmen kökenli oyuncular takımları kazandığında ulusun gururu, kaybettiğinde veya kendilerinden beklenen terbiyeyi göstermediğinde ülkenin yabancıları olur. Başarıları millîleştirilir, kusurları etnikleştirilir.

Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé'den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi
Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé’den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi

Taş devrinden kalma ırkçının modern mağduriyeti

Amarilla’nın sözleri kısa sürede geniş tepki gördü. Mbappé, onu makamına layık olmayan “aşağılık bir kadın” diye nitelendirirken Paraguay halkını ve millî takımını senatörün ırkçılığından özellikle ayırdı. Futbol kurumları, kulüpler ve Fransız ve Paraguaylı yetkililer de sözleri kınadı.

Fakat meselenin daha da tuhaf katmanı bundan sonra başladı.

Amarilla’nın önünde çok zor olmayan bir seçenek vardı: Yazdıklarının ırkçı olduğunu kabul etmek, özür dilemek ve susmak. O ise siyasetçilerin çok daha yakından bildiği başka bir yolu tercih etti. Tartışmanın konusunu kendi söylediklerinden, kendisine verilen cevabın tonuna çevirdi.

Mbappé’nin kendisini “aşağılık bir kadın” diye nitelendirmesini, kadın olduğu için kendisine yöneltilmiş toplumsal cinsiyet temelli siyasal şiddet olarak tanımladı. Mbappé’den özür talep etti ve dava açabileceğini söyledi. Birkaç gün içinde ırkçı saldırının faili, kendisini erkek şiddetinin mağduru olarak yeniden kurmuştu.

Mbappé doğrudan Amarilla’ya hitap ederken “kadın” kelimesini kullanmasa cevabı kuşkusuz çok daha kusursuz olurdu, bunun altını çizmek lazım. Ama Amarilla’ya kadın demesinin dışında buna dair herhangi bir cinsiyetçi içerik de barındırmıyordu söyledikleri. Mbappé’nin hedef aldığı şey Amarilla’nın kadınlığı değildi. Onun görünüşünden, özel hayatından veya cinsiyetinden söz etmedi. Yine de bu kelime Amarilla’ya aradığı tutamağı verdi.

Mbappé’nin, ırkçı ifadeler kullanan bir siyasetçiyi “aşağılık” ve makamına layık olmayan biri diye nitelendirmesi sert, kaba ve gereksiz bulunabilir. Ancak her kaba söz toplumsal cinsiyet temelli şiddet olmadığı gibi, bir kadın siyasetçinin yaptığı ırkçılığa itiraz etmek de kadın düşmanlığı değil kuşkusuz.

Amarilla’nın hakaretleri eski usul olsa da savunması ise son derece çağdaştı: Önce karşısındakinin kimliğine saldırdı, tepki görünce de kendi kimliğini kalkan yaptı.

Bu yöntem yalnızca Amarilla’ya özgü değil. Günümüz siyasetinde sorumluluk üstlenmek yerine mağduriyet rekabetine girmek giderek yaygınlaşıyor, bunu daha önceki yazılarımda da anlatmıştım. Günümüzde, giderek kesifleşen bir izlek içerisinde, eleştirilen kişi söylediği veya yaptığı şeyin hesabını vermek yerine, eleştirinin kendisine nasıl hissettirdiğini anlatıyor. İçerik yerini tona bırakıyor; eylem yerini duygulara, sorumluluk ise kimliğe bırakıyor.

Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé’den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi

Her derde deva “yapısöküm”

Amarilla, daha sonra sözlerinin yanlışlığını kısmen kabul ederek kendisini “yapıbozuma uğrattığını”, eski düşüncelerinden arınmaya çalıştığını da açıkladı. Bu açıklama, çağımızın siyasal özür biçimlerine son derece uygun. Ne tuhaftır ki insan artık özür dilemek yerine bir dönüşüm sürecinde olduğunu ilan ediyor. Dönüşümün ve iyi niyet beyanının çok önemsendiği modern kodların el verdiği ölçüde kusur işleyen kusurunu örtüyor, “Ben bir süreç içindeyim” deyip varış noktası belli olmayan bu sürecin önceki ve bu anki durumuna dair günah çıkarıp yıkanıyor.

Böylece yaptığı şey, sorumluluk alınması gereken bir yanlış olmaktan çıkıp kişisel gelişim hikâyesinin ilk bölümüne dönüşüyor. İşin acılı tarafı; ırkçılık birkaç dakikada yazılıyor ama Amarilla’nın söz ettiği “yapısöküm” öyle kolay değil vallahi.

Tarihi insanlık kadar eski, çok girift, bol miktarda ekonomik ve siyasal olan bu meselelerin özündeki sorunlar eşitlik ve ayrımcılık kavramlarının kendilerinden ibaret de değil. Yeri geldiğinde sorun, bu kavramların hesap vermekten kaçmak isteyen failler tarafından ele geçirilmesi ve bu kavramların ve mağduriyetlerin altının oyulması da olabiliyor.

Fakat bundan çıkarılacak sonuç, “politik doğruculuk fazla ileri gitti” olmamalı kesinlikle. Tam tersine, burada söylediğim şey, ayrımcılığa karşı geliştirilen duyarlılık dilinin suiistimal edilmesinin bizzat bu kazanıma verdiği hasar. Nitekim eşitlik dilinin anlamını koruyabilmek için onu her sert eleştiriyi susturan bir dokunulmazlık aracına dönüştürmemek gerekiyor.

Celeste Amarilla'nın Mbappé'ye yönelik ırkçı sözleri, kimlik siyaseti, ayrımcılık, yapısöküm ve hesap verebilirlik ekseninde ele alınıyor.
Gülener Kırnalı yazdı | Mbappé’den yapısöküme: Bir ırkçılık hikâyesi

Bir insan bir toplumsal ilişkide ayrımcılığa uğrayabilir, başka bir ilişkide ayrımcılığın faili olabilir. Celeste Amarilla örneğinde de gördüğümüz gibi liberal bir kadın olmak ırkçı olmaya engel değildir. Muhalif olmak demokrat olmayı, liberal olmak eşitlikçi davranmayı garanti etmez. Mağduriyet de bir insanın bütün eylemlerini peşinen masumlaştıran, ömür boyu geçerli bir sertifika değildir. Eşitlik, hiç kimsenin kimliği nedeniyle aşağılanmaması kadar, hiç kimsenin kimliğini yaptığı aşağılamanın kalkanı olarak kullanamamasıdır.

Celeste Amarilla gerçekten kendisini “yapısöküme” uğratmak istiyorsa, işe mağduriyet bildirisi yayımlamaktan değil, özür dilemekten başlayabilir. Ya da herkes için daha iyi sağlıklı bir çözüm, “yapısöküm” düşüncesini okumak olacaktır. Kaldı ki modern dünyanın eşitlik kodlarının amentüsüne (ve bazı anlarda kalkanına) dönüşmüş olan yapısökümcülüğü ve bu düşüncenin peygamberlerini meşruiyet adına kullanmaya niyetlenen bir kişinin (ve bunu her fırsatta zırt pırt yanlış kullanmalarından gına getiren herkesin) önce bu yapısökümcülerin ne düşündüğüne, ne yazdığına ve ne dediğine bakması gerekiyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş