Edgar Şar yazdı: Muhalefetin 2022’si – Önce program, sonra ekip, en son da aday

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Geçen hafta yayınlanan yazımda 2021 yılının bir muhasebesini yapıp, otoriter iktidar bloğuna karşı muhalefetin başardıklarını ve henüz başaramadıklarını kalemim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. Yönetme kapasitesini iyice yitirmiş bir iktidar altında adeta bir krizler yumağı içinde girdiğimiz bu yeni yılda da halkın çoğunluğunun gözü muhalefette olacak. Birçok kamuoyu yoklamasına göre seçmenin çoğunluğunun desteğini alarak, iktidar bloğuyla arayı açmaya başlayan muhalefetin bu başarısının altını çizmek önemli. Zira bu başarı, muhalif çevrelerde maalesef bir hayli yaygın olan kötümserliğin faydasız hakimiyetine karşı bundan sonra gelebilecek başarılara yönelik umut ve cesareti körükleyecektir.

Bununla beraber 2022 yılı, muhalefetin geçen yıl eksik kaldığı noktaları tamamlamak için çok kritik bir yıl olacak. Bana kalırsa iktidarın bile kendi önünü görmekte zorlandığı böyle bir zamanda, bizlerin bir takım mantıksal çıkarımlarla bu yıl erken seçim olup olmayacağını öngörmemiz pek mümkün değil. Yarışın kurallarını da bitiş çizgisini de iktidarın belirlediği bir rejimde yaşadığımıza göre, muhalefete düşen, farklı senaryoları göz önünde bulundurarak seçim hazırlıklarını zamanlı bir şekilde yapmak.

Muhalif kamuoyu, 2021 yılını çok büyük ölçüde “Aday kim olsun?” tartışmalarıyla kapadı. Özellikle 20 Aralık operasyonu ile iktidar bloğunun mücadeleyi seçimlere kadar “akıl oyunları”na dayanan taktiksel hamlelerle yürüteceğinin netleşmesi, muhalefetin uzun erimli bir stratejinin yanında anlık refleks verme kabiliyetini de geliştirmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. Ortada her şeye rağmen hamle yapabildiği algısını yaratmakta oldukça mahir bir Erdoğan varken, muhalefet partilerinin tepki ve vaatlerinde dağınık bir görüntü vermesi, muhalif kamuoyunda “Erdoğan’a karşı muhalif kampanyanın sahibi kim?” sorusunu ister istemez güçlendirdi ve tüm tartışma yine adayın kimliğine indirgenmiş oldu.

Muhalefet partileri, seçimlere kadar kendi tabanlarıyla birlikte iktidar bloğundan kopan kararsızlara güven verebilecek, koordineli bir strateji izlemediği sürece, Erdoğan’ın her hamlesi muhalif kamuoyundaki adaylık tartışmalarını alevlendireceğe benziyor. Seçimlerde ve sonrasında neyin nasıl yapılacağı pek konuşulmadığı için, adaylık tartışması sadece Erdoğan’ı sandıkta kimin kesin yenebileceği sorusu üzerinden yürütülüyor. Halbuki toplumun bir sonraki seçimde göreve getireceği hükümetten beklentilerini düşündüğümüzde, adayın seçimleri kazanmanın ötesinde bir takım meziyetlere sahip olması gerektiği açık. Türkiye’nin içinde bulunduğu krizlerden sürdürülebilir bir şekilde kurtulmasını sağlayacak bir siyasal rejim ve devlet mimarisi, baştaki kişinin değişmesiyle birden ortaya çıkmayacak. Ciddi bir inşa sürecine ihtiyaç olacak.

Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Popstar değil, cumhurbaşkanı seçiyoruz” çıkışını haklı buluyorum. Ancak muhalif kamuoyunun tüm enerjisini adaylık tartışmalarına harcamasında muhalefet partilerinin de sorumluluğu var. Eğer muhalefet partileri, seçimlerde ve sonrasında neyin, nasıl yapılacağı konusunda topluma güven verip, kim olursa olsun cumhurbaşkanı adayının yapacaklarını anlatmaya başlayabilirlerse, adaylık üzerinden yapılan tartışmaların yatışması sağlanabilir. Muhalefet partileri, seçime kadar başaracaklarıyla toplumun önüne güvenilir bir seçenek, net bir alternatif koyduğu oranda, muhalif kamuoyunun tek çıkış yolunu “popstar aday”da görme ihtimali de azalacaktır.

Bugün muhalefet partileri, adayın şimdiden açıklanmasının yaratacağı mahsurları haklı bir şekilde dile getiriyor. Eğer muhalefet, kim olursa olsun adayın yapacaklarını öne çıkarıp, bunu topluma duyurabilirse, adayın kimliği de görece önemsiz hale gelecektir. Bu durumda adayın açıklanması, muhalefet partilerinin de tercih ettiği gibi herhangi bir toplumsal tepki yaratmaksızın seçimlerin ilanından sonraya bırakılabilir. Ancak muhalefet partileri, iktidar bloğunun seçimlere kadar gündeme getirebileceği her senaryoyu ayrı ayrı hesaba katarak ortak adayın hangi durumda kim olabileceğini kendi aralarında tartışıp bir anlayış geliştirmeli. İşte bu adım kesinlikle seçimlerin ilanından sonraya bırakılmamalı!    

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, iktidar bloğunun yapacaklarından bağımsız olarak muhalefetin 2022’de yapılacaklar listesi şöyle sıralanabilir: Önce program, sonra ekip, en son da aday.  

Muhalefet partilerinin şimdiye kadarki söylem ve eylemlerinden, seçime kadar net bir şekilde bir araya gelmeyi tercih etmeyecekleri anlaşılıyor. Aslında her partinin topluma güven vermek için yapması gereken şeyler farklı. Ancak, her bir muhalefet partisi kendi propagandasını yaparken, bir yandan da seçim kampanyası, seçim güvenliği ve seçim sonrası süreçlerinin gerektirdiği şekilde birlikte hareket etmeyi mümkün kılacak koordinasyonun da sürdürülmesi elzem. Özellikle seçim sonrasındaki geçiş sürecinde, Türkiye’nin en acil meselelerinin nasıl ele alacağına ilişkin program ortaya çıktığı sürece, bu programın kim(ler) tarafından uygulanacağı sorusu toplum açısından aciliyetini kaybedecektir.

Ortaya çıkan ortak programla birlikte, muhalefet partilerinin tıpkı güçlendirilmiş parlamenter sistem örneğinde olduğu gibi başta ekonomi olmak üzere geçiş sürecinde ele alınacak acil konuları ele alacak komisyonlar oluşturması ve bunların gerektiğinde kamuoyuna ortak açıklama yapmaları, topluma Erdoğan sonrası dönemde iş başına gelecek ekipleri görme fırsatı verecektir. Eğer başarılabilirse bu adım muhalefetin toplum nezdinde kazanabilir ve yönetebilir bir alternatif yaratabilmesi için hayli önemli.

Eğer muhalefet 2022 yılında program ve ekip üzerinden tarif etmeye çalıştığım tarzda bir çalışmayı koordineli olarak yürütmeyi başarabilirse, iktidar bloğunun tercihlerine göre belirlenecek olan seçim zamanı geldiğinde artık hazır olan muhalefetin yapması gereken tek şey adayını ilan etmek olacak. Seçim kampanyası, seçim günü ve seçim sonrası süreçlerde neyi nasıl yapacağını önceden planlayarak bilen bir muhalefetin, topluma verdiği vaatleri yerine getirememesi için hiçbir sebep yok.

Tekrar sağlıklı ve huzurlu bir yeni yıl dilerim!  

Edgar Şar’ın önceki yazıları:

Bir yıl sonu muhasebesi: Muhalefetin başardıkları ve (henüz) başaramadıkları

Seçimlerde Erdoğan’ı kim yener?

“Hele bir seçim ilan edilsin de bakarız…”

Kılıçdaroğlu, İnce’nin yaptığı hatayı yapar mı?

Ekonomik yıkım karşısında muhalefetin elinden ne gelir?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus