Işın Eliçin yazdı: Benim adım Memet

MEMET

Benim adım ‘MEMET’. Emekçi Türk halkıyım ben. Asırlarca sınırdan sınıra koştum. Yemen’den Galiçya’ya, Kafkaslar’dan Trablus’a savaştım durdum. Öldüm, şehit oldum, kefenli kefensiz, mezarlı mezarsız, yad ellerde kaldım. Ölmezsem gazi oldum; sağlam, sakat köyüme, çiftime, çubuğuma döndüm; sessiz gösterişsiz çorak topraklarda yaşamıma devam ettim. Bir çift sıska öküzün arkasında toprağı alınterimle sulayarak ekip biçtim. Yarı aç yarı tok ömrümü tükettim. Efendiler iki barışta da yakamı bırakmadılar, vergi dediler, öşür dediler geldiler, salma dediler geldiler. Lokmamı bölüp aldılar, enseme vurup aldılar.

Sırtımdan geçinenler, beni soyanlar, ağalar, beyler, han, hamam, ev sahibi oldular, uşaklar, cariyeler, odalıklar, beslemeler tuttular, ziyafetler, alemler tertiplediler, binbir zevk içinde yediler, içtiler, seviştiler.

Su gibi harcanan servetler tükenince yeniden bana döndüler. Gelsin yeni savaşlar, gelsin yeni vergiler.

Asırlar geçti. Medeniyetler kuruldu, çöktü. Çağlar kapandı. Benim yaşamımda en ufacık bir değişiklik olmadı. Binlerce yıl önce atalarım nasıl yaşadı ise öyle. Dertler aynı dertler, öküz aynı öküz, saban aynı saban, ağa aynı ağa, savaş aynı savaş. Sarsılmaz bir iyi niyetle her yeni gelene güvendim, her sıkışana yardım ettim. Ama hep aldandım. Heveslerim, kaderim ile başbaşa kaldım. Her geçen gün soframdan bir lokma daha eksildi. Yama üstüne yama vurdum. Aç kaldım, açık kaldım, cahil kaldım, hastalıkların pençesinde kıvrandım.

Ama artık yağma yok. Bu düzen böyle sürüp gitmez. Haklarımı istiyorum ben. ANAYASADA YAZILI HAKLARIMI.

MEMET

Memet bize 57 yıl öncesinden sesleniyor. İlk sayısı 1 Mayıs 1965’te yayınlanan haftalık bir gazetenin, Memet’in, başyazısı olarak.

Memet’in sesini İzmir’de yaşayan gazeteci ve yazar Mazlum Vesek sayesinde duydum ben. Vesek, Memet’i sahaf Arda Fırat’ın dükkanında, Fırat ise bitpazarında kaldırımda bulmuş. Vesek, Ege Telegraf için kaleme aldığı yazısında diyor ki:

“Ulaştığımız gazeteyi önemli kılan ilk özellik hem Türk hem özelde İzmir basın tarihi için unutulmuş ve hatta kayıp bir belge olmasıdır. İkinci özellik ise Türkiye işçi sınıfının efsanevi yapısı, işçi hareketini TBMM’de temsil eden ilk siyasi parti olan Türkiye İşçi Partisi’yle (TİP) direk bağı olması.”

Babam, Güner Eliçin, TİP’in 13 Şubat 1961’de kuruluşundan 12 Mart 1971 darbesi ertesinde 21 Temmuz 1971’deki kapatılışına kadar, çeşitli kademelerinde (il başkanlığı, il yönetim kurulu sekreterliği, gibi) görev yapmış bir üyesiydi. Darbeden sonra pek çok parti lideriyle birlikte o da tutuklanarak cezaevine konmuştu. İzmir’den Ankara’ya Mamak Askeri Cezaevi’nde tutulan babamı görmeye gidişimiz, kardeşimle benim ilk çocukluk anılarımız arasında ayrı bir yere sahiptir. Zira ilk kez uçağa binmiştik. Uçağa binmenin heyecanını ve o tatlı hostesin bizi kokpite alışını nasıl unuturuz…

Mazlum Vesek’in satırlarına dönelim:

“Cumhuriyet tarihinin ilk askeri darbesi 27 Mayıs 1960’ta yaşandı. Darbenin dinamikleri bugüne kadar çok tartışıldı ama gerçek şu ki, darbenin ardından yapılan 1961 Anayasası o gün bugündür Türkiye’nin en özgürlükçü anayasası olarak tarihteki yerini aldı. Özellikle örgütlenme hakkı konusunda geniş bir yelpaze sunması bu metnin altı çizilen özelliğidir. Bu durum elbette işçi sınıfı partilerinin ve işçi sendikalarının da önünün açılmasını sağladı. TİP, tam da bu ortamda 13 Şubat 1961’de kuruldu. Aynı yıl 15 Ekim’de yapılan seçimlerde yeterli örgütlenmeyi sağlayamadığı için seçime giremeyen TİP, Mehmet Ali Aybar’ın genel başkanlığında 1965 Genel Seçimlerinde milli bakiye oy sisteminin getirdiği imkanlardan da faydalanarak 15 milletvekiliyle (yüzde 3 oy) TBMM’ye girdi. TİP’in bu başarısı ‘kapitalist olmayan bir kalkınma yolu’nu hedefleyen bir siyasi partinin ilk defa Türkiye’de tarih sahnesinde rol alıp meclise girmesi olarak tarihe girdi. TİP’in tüzüğüne göre üyelerin yüzde 75’i “hayatını kol emeğinden kazananlar”dan olmalıydı. Türkiye’nin her ilinde yüzde 1’in üstünde oy alan TİP, Türkiye solunun geleneksel oyunu da açığa çıkarmış oldu. TİP’in elde ettiği 15 vekilden biri de İzmir Milletvekili Cemal Hakkı Selek’ti. Selek o dönemde partinin de genel sekreteridir.

Ülke genelinde örgütlenmesini tamamlamış bir vaziyette 10 Ekim 1965 seçimlerine hazırlanan TİP, İzmir ve havalisinde de ciddi bir örgütlenmeye girişmiştir. Osmanlı döneminden itibaren siyaset, kültür ve bilim hayatında güçlü bir merkez olan İzmir, önemli bir işçi havzası ve işçi hareketinin grevler düzeyinde de etkin olduğu bir kenttir. TİP’in İzmir’de vekil çıkarması beklenen bir sonuç ise de parti, şehirde yayın faaliyeti yapmaktan geri durmamıştır.”

(Solda) İlknur, Güner, Işın Eliçin, 1 Mayıs 1968. (Sağda) İzmir’de 1965 yılında çıkan haftalık Memet gazetesi.

Memet’in künyesinde babamın isminin gazetenin sahibi olarak yer aldığını ve gazetede “Günaydın” adıyla bir köşesinin de bulunduğunu Mazlum Vesek’ten öğrendim. Onun da yazdığı gibi, “bugüne kadar hiçbir milli kütüphanede, vakıf arşivlerinde, Türkiye solunun tarihini ele alan yayınlarda yer almayan Memet gazetesi özellikle İzmir ve civarındaki gelişmeleri haber eden, aynı zamanda TİP’in ekonomik ve sosyal programını anlatan” bir gazeteydi ama gazetede adı geçen, imzası olan yazarların anılarında, mektuplaşmalarında Memet hiç yer almıyordu. Açıkçası babam da hiç bahsetmedi. Bizim evimizde tek bir nüshası bile yok. Gerçi nasıl olsun, 1980 darbesi sırasında İzmir Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış babamı, bir gece yarısı evimizi basıp sorguya götürürlerken, kütüphanemizi de talan etmeyi, “tehlikeli” buldukları neşriyatı da babamın yanı sıra alıp götürmeyi ihmal etmemişlerdi.

Memet’in ilk sayısı Dünya İşçi ve Emekçilerinin Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü, 1 Mayıs 1965’te yayınlandı. Vesek o tarihlerde –ve bugün de- Türkiye’de 1 Mayıs kutlamalarının yasaklı olduğunu hatırlatıyor.

Paylaştığım başyazıda 1961 Anayasası’ndaki haklarını talep ediyor Memet. Arka sayfada (dördüncü sayfa) yer alan “Memet’ten Okurlarına” başlıklı yazıda da aynı saikle “Elinizde tuttuğunuz küçük gazete birçok güçlüklerle savaşarak yayın hayatına atıldı. Amacı emekçilerin sesini duyurmak anayasada yazılı haklarını savunmak” deniyor. Aynı yazıda “Emekçilerin uyanmasından ürken sömürücüler, çıkarcılar elbette önümüze ellerinden gelen bütün engelleri dikecektir. Paranın sağlayabileceği bütün güçler onlarındır” ifadesi bugün de Türkiye yine seçimlere hazırlanırken, güncelliğini koruyor.

Ben bugün Memet’in sesini size duyurmayı neden seçtim? Çünkü yine bir seçim arefesindeyiz. Çünkü adil ve eşit koşullarda yarışmak 57 yıl öncesine göre çok daha güç. Çünkü bugün medyanın içinde bulunduğu koşullar 57 yıl öncesinden çok daha kötü. Sansür yasası sadece gazetecilerin değil bu ülkenin tüm yurttaşlarının sesini kesmek istiyor. Ve Memet 57 yıl öncesinden –belki bugün arkaik gelebilecek bir dille de olsa- bunu kimin neden yapmak istediği konusunda bize fikir veriyor, bize haklarımızı hatırlatıyor.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus