Alphan Telek yazdı: Millilik ve gayrimillilik arasında – Bizden olanlar ve bizden olmayanlar

Gözlerimizin önünde tek adamlığa dayanan bir rejim kuruldu. Siyaset biliminin bütün kavramlarının sahada, dışarıda sokakta bir yerde üzerimize boca edilişini izledik. Otoriterleşme, demokrasiden uzaklaşma, bağımsız yargı ve hukuk devleti ilkelerinin yara alması, kutuplaşma. Sokakta her birini an be an deneyimledik. 

Bugün insanların huzurunun kaçmış olması, toplumun büyük kısmının fırsat olsa yurtdışına gitme isteği rejimin kuruluş hikayesinden ve sürecinden kaynaklanıyor. Değişim şiddetle geldi. Sokakta yasaklanan protestolar, festivaller bir yana zihinlerde uygulanan şiddet bu işin önemli bir altyapısını oluşturdu. Bir irade savaşı verildiğini anlıyoruz. Bu savaşta toplumun iki kampa bölünmesi ve iktidar tarafından birinin şeytan ilan edilmesi rejimin kuruluş hikayesinde anahtar konumda. 

Çok kuvvetli bir şeytanlaştırma süreci yaşandı ama gördüğümüz kadarıyla 2023’e giderken bugüne kadar yaşadıklarımızdan daha derin olanlarıyla karşılaşacağız. Bu hafta içinde yapılan milli ve gayri milli açıklamalarından bahsediyorum. 

İktidar, iktidarda kalma stratejisi olarak milli-gayri milli ikiliğini getiriyor ve muhalefetin birlikteliğini mevcut kimliksel ve siyasal fay hatlarını kullanarak derinleştirmek istiyor. Saflara her geçen yeni devşirmeler katılıyor. Bunlar üzerinden muhalefet seçmenine ve bilfiil partilere mesaj veriliyor. Alan olur mu? Muhalefet bu ikiliği kendi gelecek vizyonuyla, kendi politikalarıyla ve ortaklığıyla aşmaz ise alan çok olur. Bu mesajın yayılmasına izin vermek rejimin bütünüyle kurulmasına imkan vermek ve 2023 seçimlerinin de kaybı olur. 

Bizden olanlar ve diğerleri

Rejim kuruluş hikayesine İran’dan bir örnek vermek istiyorum. Benzer bir zihinsel ve siyasal şiddet hikayesi orada da yaşanmıştı. İran’da rejim milli ayrımını kullanmaz. İdeolojik olarak İslamcılıkla İslamcı devlet teorisinin birleştiği nokta rejimin ve sistemin kutsanmasını getirmiştir. Bu yüzden hodi ve gayri-hodi tanımı kullanılmıştır. Bu kelime “kendisi, kendinden” anlamını taşır. Bu açıdan ayrım açıkça bizden olanlar / bizden olmayanlar (diğerleri) anlamını taşır. Diğerleri şeytanlaştırılır, süreç ve rejim dışı bırakılır. Yönetmeye, eylemeye ve hatta bir noktada yaşamaya sadece bizden olanların yani rejim taraftarlarının hakkı vardır. Bütün tek adam sistemlerinin benzer bir zihinsel şiddet alanında oldukları kanaatindeyim. 

Öte yandan, Türkiye halen İran değil. Türkiye Irak değil. Türkiye Lübnan değil. Ama bu rejim anlayışıyla gittiğimiz nokta ne yazıkki tipik bir Ortadoğu ülkesi rejimidir. Mahalleler arası setlerin kuvvetle çekildiği, şeytanlaştıran bir kutuplaştırma, en ufak vakada ağır linç örnekleri ve siyasal şiddet. Böyle bir ülkenin özgürlük ve refah şansı yoktur. Sadece ülke içindeki ufak bir azınlığın ve olişarşik yapıların özgür ve zengin olduğu bir iklimdir bu. 

Bunun karşısında muhalefetin tek çıkar yolu birlik olmaktan, bütün gücüyle toplumsal güçleri de yanına alarak, onlara umut olarak ve onları örgütleyerek bir mücadele vermesidir. Altılı masanın böylesi bir anda önemli bir kazanım ve şans olduğunu düşünüyorum. İnşa edilmek istenen zihinsel bariyerlere önemli bir engel oluşturuyor. Ama masa dağılırsa ama masa başarısız olursa bu Türkiye demokrasisi adına önümüzdeki on yılları kapsayan mutlak bir yenilgi olur. Geri çevrilemez. O yüzden masadan bir olmalarını ve ortaklaşmalarını beklememiz çok normal. Sadece masa da değil, masa dışındaki siyasal aktörlerin de sorumlu olduğu bir an bu. Ortak ve güçlü aday, ortak kabine, ortak listeler, canlı bir siyasal program. Her şeyden öte birbirini yemeyen, birbirini destekleyen, birbirlerine kol kanat geren, pozitif mesajlar veren liderlere ihtiyaç var. Bugüne kadar birlikte çok az görüntü verildi. 

İktidarın amacı ve muhalefetin stratejisi

Öte yandan bugün endişeye bahis iktidarın oylarını iki üç puan artırmasının konjonktürel olduğu kanaatindeyim. Bu tür oynamalar olabilir. Türkiye toplumu iktidara ve kutuplaştırmaya karşı 2019’da önemli bir set çekti. Aslında bu seti 7 Haziran seçimlerinde çekmişti. Başka bir şiddet sarmalı iktidara önemli bir uzatma hakkı tanıdı o zaman. Ama toplum yeni bir Türkiye’nin demokratik bir iklimi istediğini mesajını birkaç kez verdi.  İktidar bunun karşısında bir böl/yönet stratejisi izliyor. İçerdeki fay hatlarını ve gerginlikleri derinleştirmek istiyor. Dahası alternatif bir milli muhalif masa peşinde olduğunu düşünüyorum. 

İkitdarın stratejisinde üç temel amaç var: 

  • Muhalefetin oylarını bölmek
  • Muhalefet seçmeninin moralini bozmak ve kendi liderlerine olan güvenini sarsmak
  • Muhalif ya da kararsız seçmenin sandığa gitmesini engellemek ve caydırmak

Tüm bunlar karşısında muhalefetin yol haritası ve stratejisi üç ana hattan oluşuyor:

  • Birlik olmak
  • Toplumda muhalefete yönelik güven tesis etmek
  • Seçim ve seçmen mobilizasyonunu sağlamak

Çok az bir zaman var. İki yıldır ben ve birçok uzman, gazeteci, siyaset bilimci benzer uyarılarda bulunuyor. Hani Mehmet Akif Ersoy der ya “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın”. Tıpkı onun gibi Allah bu yazar çizerlere şubat ayında muhalefete birlik çağrısı yazdırmasın. 

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus