Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’ye çıkacağı duyurulduğunda bir kıyamet koptu. Kıyametin koptuğu yer sosyal medyaydı; siyasetin ya da medyanın asıl gündemine pek girmedi açıkçası. Sözcü’yü kayyumu aklamakla, muhalefeti dağıtmakla, iktidara yaklaşmakla suçlayanlar en masum tepkiyi verenlerdi. Küfür, hakaret, kıyamet.
Benzer bir tepki, kısa süre önce Ruşen Çakır’ın CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etmesinde de yaşanmıştı. Ne işi varmış, fon mu alacakmış, kimin adına gidiyormuş… Bir gazetecinin bir partinin genel merkezine gitmesi bile artık başlı başına bir kuşku nedeni sayılabiliyor.
Gençler bilmez, yaşı yetenler hatırlamaz, işine gelmeyenler görmezden gelir ama gazetecilik böyle bir meslektir. Bu ülkede de bir zamanlar böyle yapılırdı. Gazeteci haber değeri olan herkesle görüşür, herkesle röportaj yapar. Tek şartı vardır: bu görüşmeleri, bu röportajları yayınlamak. Aksi hâlde “gittin, geldin, ne yaptın” derler adama — bu da haklı bir eleştiridir.
Gazetecinin ayağı çamurlu olur. Mafyanın üstünlük kurduğu sokağa da girer, sorularıyla siyasetçiyi de terletir. Tam da bu “terletme” meselesi unutulduğu için, bugün bir röportaja kıyamettir koptu.

Röportaj ne gösterdi
Gelinen noktada Sözcü TV’nin soruları ve soru tarzı, Kılıçdaroğlu karşıtları tarafından beğenildi. Büyük bir kesimin içi rahatladı. Kılıçdaroğlu’nu destekleyenler ise soruları ve üslubu saygısızlıkla suçladı. Bir de AK Partili olduğunu hiç gizlemeyen bir kesim var; onlar da üslubu eleştirip saldırıya geçti — onların derdi zaten bambaşka, o satırlara girip vakit kaybetmeyelim.
Sonuca gelelim: Röportaj yayınlandığı saatlerde haber kanalları arasında uzak farkla birinci oldu. TIAK’ın 20.00-22.00 saatleri arası AB ortalaması verilerine göre sıralama şöyle:
| Sıra | Kanal | AB Ortalama |
| 1 | SZC TV | 1,68 |
| 2 | Halk TV | 0,50 |
| 3 | CNN Türk | 0,36 |
| 4 | TRT Haber | 0,28 |
| 5 | NTV | 0,24 |
Bu sonuçtan birkaç gerçek kendini hatırlatıyor. Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj yapmanın ve onun vereceği cevapların haber değeri var. Büyük bir kesim onu sevsin sevmesin, ne diyeceğini merak ediyor ve izliyor. Bu rakam bile bu röportajın neden yapılması gerektiğini, haber değerinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
İzlemek onaylamak değildir
Ama bir de şu var: röportaj öncesinde yaratılan algı, röportajı yapmanın ve hatta izlemenin Kemal Kılıçdaroğlu’nu onaylamak anlamına geldiği yönündeydi. Böyle bir şey doğru değil. Röportajı izleyen herkesin Kılıçdaroğlu’nu onayladığı, sevdiği anlamına gelmez. Televizyonda izlemek ya da haberde okumak, onaylamak değildir. Bilgi almak için de izlenir, argüman geliştirmek için de izlenir, karşı çıkmak için malzeme toplamak amacıyla da izlenir.
Başa dönelim: hangi sebeple olursa olsun, bu sunumu yapmak da habercinin işidir. Biz ürünü ortaya koyarız, takdir kamuoyunundur.
Çıtayı yükselten ne, sıradaki sınav ne
Bir de söylemezsem içime sinmez: Sözcü TV, Kılıçdaroğlu röportajında çıtayı yükseltti. Kılıçdaroğlu’na muhalif mahallede yükselen tepkiyi, sorularıyla ve üslubuyla gösterdi. Bu performansın aynısını bir sonraki röportajlarda da görmemiz gerekiyor.
Kanaldan açıklanan bilgiye göre sıradaki konuk Müsavat Dervişoğlu. Soru şu: röportaj “nasılsınız”ın ötesine geçecek mi, yoksa Dervişoğlu’na oy vermeyenlerin, onu beğenmeyenlerin de izlemesini sağlayacak zor sorular mı gelecek? Çıtayı bir kez yükseltmek kolaydır; o çıtada kalmak asıl sınavdır.















