Taşrada başarılı olmak bazen yalnızca çalışmakla mümkün olmuyor. Çalışmak, üretmek, yetenekli olmak yetmiyor; bir de bütün bunların karşısında ortaya çıkabilecek sosyal dirençle baş etmek gerekiyor. Çünkü küçük ve birbirini yakından tanıyan topluluklarda başarı yalnızca kişisel bir kazanım değildir. Başarılı olan insan, ister istemez çevresindeki insanlarla bir karşılaştırma yaratır. Birinin yükselmesi, başka birinin yerinde saydığını daha görünür hâle getirebilir.
Tam da burada tuhaf bir psikoloji başlıyor: İnsanlar bazen başarının kendisini değil, başarılı insanı sorgulamaya başlıyor.
“Nasıl yaptı?”
“Kim destekledi?”
“Arkasında kim var?”
“Bunda başka bir iş olmasın?”
Başarıyı açıklamak yerine, başarının arkasında gizli bir sebep aramak daha kolay hâle geliyor.

Başarılı insan neden cesur olmak zorunda?
Taşrada kendi başına bir şey yapmak isteyen insanın önemli bir özelliği olması gerekiyor: cesaret. Çünkü herhangi bir kliğin, cemaatin, siyasi çevrenin veya güçlü sosyal ilişkinin içerisinde değilseniz, arkanızda sizi otomatik olarak koruyacak bir yapı bulunmayabilir.
Bu durumda insanın en önemli sermayesi kendi karakteri ve yaptığı iştir.
Fakat aynı zamanda en büyük kırılganlığı da budur.
Çünkü bağımsız insanın arkasında kalabalık yoktur.
Bu nedenle başarılı olma potansiyeli taşıyan insanın yalnızca çalışkan değil, gerektiğinde korkusuz ve mücadeleci olması gerekir. Her kavgaya girmesi anlamında değil; hakkında konuşulduğunda hemen geri çekilmemesi, haksızlık karşısında sessizleşmemesi ve yalnız kaldığında da kendi doğrularını koruyabilmesi anlamında.
Çünkü bazı sosyal ortamlarda sessizlik, nezaket olarak değil, zayıflık olarak okunabilir.
Yılan gibi dolaşanlar
Taşranın sosyal hayatında her zaman açıkça karşı duran insanlarla karşılaşmazsınız. Daha zor olanlar vardır: Bir gün bir çevrede, ertesi gün başka bir çevrede görünen; herkesle iyi geçinen, her kapıyı yoklayan, gerektiğinde başka bir grubun dilini konuşan insanlar.
Bunların hepsini kötü niyetli ilan etmek elbette doğru olmaz. Sosyal ilişkiler insan hayatının doğal parçasıdır. Fakat bunun daha karanlık bir biçimi de vardır: Kendi başarısını üretmek yerine başkasının başarısının altında gizli bir sebep aramak.
Böyle insanlar için başarı, emekle açıklanamaz.
Mutlaka bir bağlantı vardır.
Birileri desteklemiştir.
Bir yere yanaşmıştır.
Bir çıkar ilişkisi vardır.
Böylece başarılı insanın emeği görünmez hâle getirilir.
Sosyolojik açıdan bu, itibarın yeniden dağıtılmasıdır. Kişinin sahip olduğu başarı küçültülürken, onu değerlendiren kişi kendi konumunu psikolojik olarak korur.
Başarılı insan nasıl itibarsızlaştırılır?
Taşrada bir insanı doğrudan başarısız etmek her zaman kolay değildir. Çünkü ortaya koyduğu iş ortadadır. Bunun yerine bazen daha farklı bir yol seçilir: İşine değil, kişiliğine saldırmak.
Burada iki klasik kanal öne çıkar.
Birincisi özel hayat üzerinden itibarsızlaştırma.
Kişinin ailesi, ilişkileri, yaşam biçimi veya mahremiyeti üzerinden söylentiler üretilir. Gerçek olmayan iddialar zamanla “duyuma” dönüşebilir. Bel altı imalar, özellikle küçük topluluklarda son derece etkili olabilir. Çünkü özel hayat hakkında konuşmak, kişinin mesleki başarısını tartışmaktan daha hızlı sonuç verir.
İkincisi ideolojik ve siyasal etiketleme.
Kişinin ne yaptığına bakmak yerine “hangi tarafta olduğu” tartışılmaya başlanır. Bir anda insanın bütün emeği siyasi kimliğinin gölgesinde bırakılabilir.
“Onlardan.”
“Bunlardan.”
“Şunlarla yakın.”
“Bunun fikri belli.”
Böylece kişinin ortaya koyduğu iş tartışılmaktan çıkar; aidiyeti tartışılır.
Bu iki yöntem farklı görünse de aynı psikolojik amaca hizmet edebilir: Başarılı kişinin toplumdaki güvenilirliğini zayıflatmak.
Neden özellikle bağımsız insanlar hedef hâline gelir?
Çünkü bağımsız insan, sosyal ilişkiler ağının kolayca kontrol edebileceği biri değildir.
Bir yere borçlu değilse, bir grubun himayesine ihtiyaç duymuyorsa, farklı insanlarla konuşabiliyor ama hiçbir grubun adamı olmuyorsa onu belli bir kategoriye yerleştirmek zorlaşır.
Sosyolojik olarak bu durum, ağ dışı aktörün belirsizliği olarak okunabilir. Grup düzenleri, kimin içeride kimin dışarıda olduğunu bilmek ister. Bağımsız kişi ise bu sınırları bulanıklaştırır.
Psikolojik olarak da bu durum rahatsız edici olabilir.
Çünkü bağımsız insanın davranışını önceden tahmin etmek zordur.
Ve kontrol edilemeyen insan, bazı çevreler için potansiyel bir tehdittir.
Başarının asıl sınavı
Bütün bunlar başarılı insanı paranoyaya sürüklememeli. Her eleştiriyi düşmanlık, her mesafeyi kıskançlık, her başarısızlığı komplo olarak görmek de başka bir psikolojik tuzaktır. İnsan kendisini sürekli mağdur olarak konumlandırırsa gerçek eleştiriyi de duyamaz.
Bu nedenle başarılı insanın iki şeye aynı anda ihtiyacı var:
Kendine güven ve özeleştiri.
Ne söylenirse söylensin ayakta kalabilecek kadar güçlü olmak; fakat kendisine yöneltilen haklı eleştiriyi de duyabilecek kadar açık olmak.
Belki gerçek cesaret burada başlıyor.
Taşrada başarılı olmak, sadece bir şeyler başarmak değildir. Başardığınız şeyin arkasında durabilmek, gerektiğinde yalnız kalabilmek, hakkınızdaki yalanlara teslim olmamak ve bütün bunların arasında kendi kibirinizi de kontrol edebilmek demektir.
Çünkü başarı yalnızca sizi yükseltmez.
Sizi görünür hâle getirir.
Görünür olduğunuz anda da herkes sizin işinize değil, bazen sizin üzerinizden kendi konumuna bakmaya başlar.
Bu yüzden taşrada başarıya giden yol yalnızca yetenek ve emekten geçmez.
Biraz cesaret ister.
Biraz sabır.
Biraz da şu bilinci:
Hakkınızda konuşulması, başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Bazen sadece görünür olduğunuz anlamına gelir.













