Ruşen Çakır yazdı: On soruda Türkiye’de cemaatler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara’nın kaldığı Nurcu bir gruba ait cemaat evinde hayatına son vermesi Türkiye’deki cemaatler üzerine yıllardır süren tartışmaları yeniden alevlendirdi. Cemaatler hakkında akla gelecek ilk soruları ele alıp bu tartışmaya katkıda bulunmak istiyorum.

1) Nedir bu cemaatler?

Cemaatler denince akla tarikatlar geliyor. Gerçekten de Türkiye’de, başta Nakşibendilik, Kadirilik olmak üzere kökleri eskilere dayanan çok sayıda tasavvuf hareketinin sayısız kolları mevcut. Fakat İslami kesim içinde tarikatlar kadar, hatta kimi zaman onlardan daha çok Nurculuk, Süleymancılık gibi “İslami ekoller” ve bunların kolları etkili olduğunu görüyoruz.

2) Cemaatler nasıl yapılanmalardır?

İstisnalar olmakla birlikte başlarında bir lider (tarikatlarda şeyh) bulunur. Liderin merkezde bulunduğu hiyerarşik bir örgütlenme söz konusudur. Fakat özellikle tarikatların önemli bir bölümünde gevşek bir yapılanma söz konusudur. Örneğin tarikata dahil olmak veya tarikattan çıkmak çok zor değildir.

3) Liderler nasıl belirlenir?

Tarikatlarda genellikle şeyh kendisinden sonra başa geçecek kişiyi saptar. Bu genellikle (en büyük) oğlu, oğlu yoksa bir damadı, çocuğu yoksa en güvendiği müritlerinden, mümkünse kendisiyle akraba olan bir erkek olur. Kökü Nakşibendilik’te olan Süleymancılık’ta da benzer süreçler yaşandı. Şeyhin (liderin) yerine kimi gösterdiğinin belli olmadığı veya bu konuda ihtilafın bulunduğu durumlarda nadiren cemaat kolektif olarak yeni şeyhi seçer, fakat genellikle erken davranan posta oturur veya cemaat bölünür. Nurculuk bu konuda en çarpıcı örnektir. Said Nursi’nin ölümünün ardından öğrencileri bir süre kolektif olarak hareket etmiş, ardından çok sayıda yeni grup ortaya çıkmıştır.

4) İnsanlar cemaatlere neden girer?

Birbirinden farklı motivasyonlar söz konusu. Örneğin kimisi aile ve çevre etkisiyle (özellikle cemaat üyelerinin çocukları gözlerini zaten cemaat ortamında açar ve küçük yaştan itibaren onun kurumlarının bir parçası olurlar), kimisi bir topluluğa bağlı olabilmek için, kimisi cemaat üzerinden bazı fırsat ve ayrıcalıklara ulaşmak için bir cemaate bağlanır.

5) İnsanlar cemaatlere ne verir, cemaatlerden ne alır?

İnsanlar cemaatlere zamanını, parasını, çevresini, kısacası elinden ne gelirse her şeyi verir. Karşılığında belli bir manevi tatmin, ama onun ötesinde bir gruba ait olma duygusu tadar. Tabii ki  cemaatin imkanlarından da yararlanabilir. Özellikle sağ partilerin iktidar olduğu dönemlerde, iktidara yakın bir cemaatteyseniz önünüz açılabilir. Bu durum AKP iktidarı döneminde iyice karşımıza çıkıyor.

6) Cemaatler hangi alanlarda faaliyet yürütür?

Her cemaatin esas faaliyeti şeyh/liderin veya onun yetki verdiği kişilerin yürüttüğü dini eğitim/sohbetler ve tarikatların çoğunda var olan zikirdir. Fakat cemaatlerin dünya işlerini iyice temel almasıyla bu dini faaliyet geri planda kalıyor ve sembolik bir işleve sahip. Bunun yerine her cemaat gücü yettiğince eğitim, sağlık, turizm, medya başta olmak üzere değişik alanlarda kendilerinin “hizmet” dediği aslında tamamıyla ekonomik/ticari amaçlı faaliyet yürütür.

7) Cemaat faaliyetlerinin finansmanı nasıl sağlanır?

Öncelikle cemaat bağlılarından, özellikle de mali durumu iyi olanlardan. Tabii ki siyasi iktidarlarla iyi ilişki içindeyseler doğrudan ya da dolaylı olarak devlet imkanlarından da istifade ederler. Okullar/kurslar/pansiyonlar/evler cemaatlerin çoğunun öncelikli alanlarıdır. Cemaatler genellikle varlıklı üyelerin bağışlarıyla ve devletten elde ettikleri imtiyazlarla yoksul ailelerin çocuklarının (ki bunların bir kısmının ailelerinin cemaatle doğrudan bağı yoktur) eğitim süreçlerine doğrudan müdahil olurlar. Bu çocukların önemli bir kısmı hayata atıldığında cemaatle bağlarını korur ve onun finansörlerinden biri olur.

8) Cemaatlerin yasal statüsü nedir?

Herhangi bir statüleri yoktur. Bu da cemaatlerin en büyük avantajıdır. Yasal değil ama meşrudurlar. Faaliyetlerini sürdürebilmek için başta vakıf ve şirketler, az sayıda da olsa dernek ve sendika kurarlar. Bu vakıf/şirket/dernekler tabii ki denetime tabidirler fakat özellikle sağ iktidarlar döneminde kendilerine pek dokunulduğu görülmemiştir. Bunun ötesinde cemaatlerin faaliyetleri hiçbir denetime tabi değildir. Örneğin birçok lider/şeyh ve aileleri yasal olarak açıklayamayacakları ölçüde zenginleşmişlerdir fakat kimse kendilerine “nerden buldun?” diye sormaz.

9) Cemaatler yasaklanmalı mı?

Zaten yasal olmayan bu yapıların yasaklanmasını talep etmek anlamsız. Kaldı ki en sert engellerin çıkartıldığı cumhuriyetin ilk yıllarında bile varlıklarını sürdürmeyi başarmış olan bu yapıları kelimenin gerçek anlamıyla yasaklamak, hele bugünün Türkiyesi’nde mümkün de olamaz. Bunun yerine cemaatlerin devlet ama daha önemlisi sivil topluma karşı şeffaf ve denetlenebilir yapılara dönüştürülmesi daha anlamlı olacaktır.

10) Cemaat yurtları/evleri kapatılmalı mı?

Bunun da isabetli bir önerme olduğu kanısında değilim. Kuşkusuz, öğrencilerin önemli bir kısmı buraları maddi imkansızlıklar nedeniyle tercih ediyor. Bu noktada devlet, belediyeler ve sivil toplumun daha etkili olmalarını, bu alanı cemaatlere terk etmemelerini savunmak doğrudur. Öte yandan bu yurtlar/evlere çocukları yollayan ailelerin aynı zamanda, kimi durumda öncelikle, buralardaki dini disiplin ve eğitimi önemsediklerini de akılda tutmak gerek. İşte tam da bu noktada, cemaat evleri/yurtlarında kalmaktan memnun olmayan Enes Kara gibi gençlere kolaylıkla ulaşabilecekleri alternatifler sunmak öncelikli olmalıdır.

Daha çok soru var, ama burada keselim ve sizlerden gelecek yeni sorularla haftaya devam edelim.

Enes Kara’yı sevgi ve rahmetle anıyorum.

Ruşen Çakır’ın önceki yazıları:

“Kendimden başkası için bir şey istiyorsam namerdim”

Sürdürülebilir sürdürülemezlik – Erdoğan’ın altı yöntemi

“Erken seçim” isteyip “baskın seçim”den ürkmek

En son ateş eden yine (büyük) burjuvazimiz oldu ve silahı tabii ki (yine) kurusıkıydı

Muhalifin muhalife propagandası ya da “Bana duymak istediğim şeyleri söyle”

Otoriter rejimlerde direnerek ayakta kalabilmek için -Sürdürülebilir cesaret

Yazmasam olmazdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus