Ne yazayım yahu ben şimdi?
Yeteneksiz bir yazar olsam, bugünün başlığına Süleyman Nazif’in “Kara Bir Gün” ifadesini çekerdim… Ne yazık ki (Türkiye’de öyle demek gerekli!) ayaklarım yere basıyor.
İktidara “niye böyle yaptı ki şimdi bunlar, Allah Allah…” da diyemem, kış kışlığını, kuş kuşluğunu, yokuş da yokuşluğunu yapacak, iyi bilirim.
Muhalefete kızsak, “onca tuttuğunuz 12 Eylül hukuku, sahip çıktığınız anayasa, sıkı sıkıya sarıldığınız siyasal partiler kanunu ayağınıza dolandı, müstahaktır, şimdi ikna edin bakalım ‘iyi sıhhatte olsunları’, sonra da gelin hatanızı kabul edin…” desek, zamansız mı olur?
“Zamanlama bir sanattır”… Demirel öyle derdi.

Özal’ın ani ölümüyle zıplayıp oturduğu “sorumsuzluk mevkiine” gelene kadar ne kadar zorlanmıştı… Türkiye’nin çok değiştiğini, siyasetin “yağ, gübre, traktör, tuz fiyatları” edebiyatından sıyrıldığını ossaat anlamıştı.
Onun yerine gelen Çiller ve sosyal demokrat olduğunu ileri süren şaşkınlar koalisyonu ülkeyi öylesi rezil etti ki, 1991 senesinde alım gücü 100 lira olan bir memurun 1995 senesindeki alım gücü 30 liraya kadar düşmüştü!
O günlerde o “mahut partiyi” tüm hatalarına rağmen tutanlar vardı… Bugün de var.
Siyaset amigoluk kaldırmaz, akıl ister.
Yürek de ister ama bu sahnede akıllılar, yüreklilerden daha baskın çıkar her zaman… Bizde yürekli olmak insanı kıskaç altına sokan bir dezavantajmış gibi algılanır zaten, çünkü düello geleneği yerine pusu anlayışı hâkimdir…
O yüzden diyorum ki, bu meselede ilk günden beri birçok hata yapıldı ama yürekler öylesi sağırlaşmıştı ki, buraya doğru gidildiği aşikâr olmasına rağmen aksi iddia edildi!
“AKP yargı kolları” diyen partinin Butlan Davası’ndan adalet beklediğine şahit olduk! Bu da yaşandı. Sonra da kızdılar, “madem bize butlan gelecekti, ne diye komisyona üye verdik” diye sordular… Demek ki barış marış, hepsi yalanmış, her şey bomboş!
Bugün ak dediğine yarın kara diyenler iktidara gelebilir mi zannediyorsunuz? Gelemezler. Çünkü “varoluşları” buna engeldir! Kendilerini çelmelerler her şeyden önce… 13 kez seçim kaybeden sabık genel başkana niye 13 sene sonra kızdılar zannediyorsunuz?
Gözleri görmez. Çünkü en az lümpenler kadar “irrasyoneldirler”, vitrinleri şık durur ama mazruf koftur.

Mezarlıkta ıslık çalanlar, şimdi kafalarını ellerinin arasına alıp kara kara düşünmekteler…
Bu kararın Türk demokrasisini tehdit ettiğini söyleyenler de var.
Aralarında hapse girip çıkanlar da var, o yüzden cesur davranamıyorlar. Haksız sayılmazlar, bu ülkede herkes “gemisini kurtaran kaptan” gibi davranmak zorunda. Dillerinin altında yatan bakla ise şu: “Türkiye’de faşizm var.”
Fakat şunu unutuyorlar: Bir şeyin “var olabilmesi” için, evvela -bir ara- yok olması gerekir!
Bu meret bizden hiç gitmedi ki şimdi geri gelsin…
2008’de AKP’nin başında sallanan kılıç, bugün CHP’yi sarstı. Bunun siyasal sonuçları ise muhalif güruhu memnun etmeyecek. Muhtemel bir seçimde, CHP oyları ikiye, hatta üçe bölünecek.
Çünkü o logonun bir oy potansiyeli var.
Bu ülkede insanlar DP’ye oy verirken bile “vur mührü kıratın böğrüne” denilerek ikna edildi, bunu unutmayın…
“Siyaset adına kara bir gün” imiş… Yapma yahu?
Bunu söyleyenler geçen seçim Kemal Bey’e yanaşanlar, daha seçim yaşanmadan ona “Sayın Cumhurbaşkanım” deyiverenler, “bu adam aday olmasın, kazanamaz” diyenleri sesleriyle boğmaya çalışanlardır… Yaptıklarına da, dünyanın her yerinde “eyyamcılık” denir! Gol yememek için topu sürekli kaleciye ya da taca atmak gibi bir şey… Fakat yiyeceğin varsa da yersin ağabey.
Hemşerim, Türkçe konuşalım: Bu kararın böyle çıkacağı belliydi. Yanlış yol tuttunuz. Ya ayrılacak ve yeni bir parti kuracaktınız, ya da iş birlikçileri tasfiye edecektiniz.
Mustafa Kemal ne demişti? “İdare-i maslahatçılar esaslı devrim yapamazlar”… Haklı çıktı, bir kez daha…
Diğer konuda da top çevirdiniz, adam haksız yere yargılanıyor şimdi, ne zaman çıkacağı meşkuk.
Bir başkasını “Allahsız adam” dediği için sürgün ettiler, öteki de “seni başkan yaptırtmayacağız” dedi diye on yıldır içeride. Üstelik, “ha bugün ha yarın tahliye olacaksın” diye de zeytinyağı gibi üste çıkabiliyorlar!

Karar verin, karar.
Ya batın, ya çıkın.
Ya iktidar olmaya azmedin ya da sallamaktan vazgeçin.
Sonra insanlara umut veriyorsunuz, her seçim gecesi bozum oluyorlar, yazık değil midir?














