Haluk Levent yazdı: Bitcoin, türev ürünler ve finansal krizlerin değişen yapısı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bitcoin uluslararası ödemeler sisteminin dışında kalmak isteyen suç ekonomisinin unsurları, kayıt dışı ekonominin parçaları ve finansal sistemin dışına itilen ülke ve kurumların talebi ile canlı kalacaktır. Teyit edemediğim bir Twitter mesajına göre Rusya şubat ayında bitcoini bazı sınırlamalar kaydıyla yasal ödeme araçları arasına sokmayı tartışmaya başlamıştı; son yaptırımlar bu süreci hızlandırabilir. Fakat ödeme aracı bir başka para birimi üzerinden, örneğin ABD Doları üzerinden deklare edilmiş fiyatın bitcoin gibi bir ödeme aracına dönüştürülmesini, ödeme işleminin gerçekleştirilmesini ve sonra tekrar fiyatın oluştuğu para birimine dönüştürülmesini gerektiriyor. Bu işlemler sırasında bitcoinin paritesi dalgalanabilir. Oysa ödeme aracının tanım gereği parite işlemleri bakımından nötr olması yani değerinin en azından dolar gibi uluslararası rezerv paralar karşısında dalgalanmaması gerekir. Bitcoin kurucusunun iradesi dışında gelişen dinamikler nedeniyle bu özellikten yoksundur. Kısa bir tarama yapılacak olursa 7 binden fazla coin arasında değerini dolar cinsinden sabitlemiş (dolara peglemiş) coin türleri olduğu görülür. Blokzincir mimarisine sahip olduklarından aynı ölçüde güvenlik ve mahremiyet sağlayabilen bu ödeme araçlarının yakın zamanda öne çıkmaları söz konusu olabilir. Elbette, Tolga Demiryol’un Twitter ’da bahsettiği coinler üzerinden oluşmuş “türev piyasalar“ bu dalgalanmalara karşı bir koruma önlemini devreye sokma olanağı tanıyor ancak türev ürünlerin az çok karmaşık yapısı kullanıcılar açısından belirli sınırlılıklar da getirebilir.

Blokzincir teknolojisinin getirdiği yenilikler ve olanaklar ile coinlerin bir iş modeli olarak sahip oldukları imkân ve sınırlılıklardan kaynaklanan tehditleri geçen hafta özetlemiştim. Ancak halen ayın karanlık yüzünü yani bir finansal varlık taklidi olarak coinleri tam olarak ele almadım. Daha önce, bugün için 43 bin USD civarında ödeme ile alınan “bitcoin”in bu iş modeli ile herhangi bir bağı olmadığını belirtmiştim. Yani ortada bildiğimiz anlamda bir finansal dayanak varlık yok. Bu durum işi riskli hale getirdiği gibi çeşitli dolandırıcılıklara da açık hale getiriyor.

Örnek olarak 2021 yılının ağustos ayında yaşanmış bir doldur boşalt (pump and dump) olayından bahsedebiliriz. Bir grup tarafından Netflix’teki Squid Game programına bağlı olarak çıkartılan (fakat programla hiçbir bağı olmayan) $SQUID coin 1 pennyden satılmaya başlanır. Pek çok kişinin heyecanlanarak trene atlamaya başlaması fiyatın 2 bin 800 USD’a kadar çıkmasına ve ardından serbest düşüşle tekrar penny seviyesine inmesine neden olur. Sonuçta iki milyon dolarlık bir vurgun gerçekleşmiştir. Bu türden işlemler hisse senedi gibi yapılandırılmış ve regüle edilen piyasalarda yasaktır. Buna karşılık coin piyasalarında ise yasa dışı değiller.

Elon Musk

Coin piyasasında merkezi bir kurumun olmaması herkesin kendi davranışlarından sorumlu olması anlamına da gelmektedir. Bu ise sınırlı bilgiye sahip olan ve genellikle dürtüleriyle hareket eden geniş bir oyuncu kitlesinin varlığını ve manipülasyonları takip edip ortaya çıkartarak cezalandırabilecek bir kurumun olmadığı bir ortamı tarif eder. Tamamen serbest, özgür ve merkeziyetsiz yani liberter ortamda, bu tür soygunlar genellikle piyasada güçlü bir “influencer”ın örneğin Elon Musk’ın, “ben şu coin’i aldım”, örneğin “Tesla’ya bitcoin aldık” veya “Tesla satışlarında bitcoin kabul edeceğiz vb. demesiyle başlıyor. Bitiş ise “vazgeçtim, sattım” gibi bir şey demesiyle veya iddianın gerçek olmadığının ortaya çıkmasıyla sona eriyor. Asıl sorun, coinlerin dayanak varlık statüsünde olmamalarından kaynaklanıyor. Bu nedenle değere tekabül etmeyen (denk düşmeyen -Deruwish adlı kullanıcının Twitter’da yönelttiği eleştiriden sonra açıklama koymaya karar verdim; eleştiriyi yanlış anlamış da olabilirim tabii-) fiyatlar nitelemesini kullanıyorum. Herhangi bir değer ile ilişkilenmediğinde hangi fiyatın adil fiyat olduğunu belirlemek mümkün olmaz ve etkili figürlerin sürüklediği saadet zincirlerinin dakikalar içinde oluşturulması ve soyguna dönüşmesi mümkün olur. Bitcoin gibi görece “derin piyasalarda” bile. Üstelik herhangi bir yasal kovuşturmaya uğrama derdi ile karşılaşmadan!

Bir anlamıyla dayanak varlık bitcoin iş modelinin kendisi ama sanal olarak. Finansal varlık, tanım itibariyle belirli bir zaman dilimi içinde faiz veya kâr payı olarak elde edilebilecek bir getiri barındırır. Bu getirinin elde edilmesi iş modeli ile finansal varlık arasındaki illiyet (sahiplik) bağının temelidir. Finansal varlığın değeri ise ilk seviye finansal işlemlerde yani türev piyasa dışındaki alım satım işlemlerinde belirli bir dönem içerisinde ortaya çıkabilecek potansiyel getirinin riske bağlı bir indirgeme faktörü ile bugüne taşınmasından ibarettir.

Risk ise illiyet bağından, diğer bir deyişle finansal varlığı çıkartan kurumun faaliyetlerine ve finansal durumuna bağlı olarak ortaya çıkar. Oysa bitcoin alım satımı bir getiri vaat etmiyor sadece bir alışverişin tamamlayıcısı olarak tanımlanabilecek ödeme işleminin gerçekleştirildiği bir platformdan ibaret. Parite niteliğindeki işlemlerde ise aslında bir alışveriş yok sadece fiyat var. Bu niteliği ile türev piyasa işlemleri ile daha büyük bir benzerlik gösteriyor. Bitcoin fiyatının oluşumunda indirgenebilecek bir getiri ve ona bağlı bir değer olmadığı için bitcoin üretimindeki kısıtlılık, işlem yaygınlığı, yaygınlığın önündeki kısıtlar ve fırsatlar gibi bitcoin iş modelinin gelecekteki performansına dair beklentiler tek önemli unsur olarak ortaya çıkar. Bu durumda parite cinsi işlemlerden getiri elde etmek ancak genel eğilimin ne yönde değişeceğini öngörmeye ve bu eğilim açığa çıkmadan önce pozisyon alabilmeye bağlıdır. Beklentiler ile uyumsuz pozisyonlar ise kaybettirecektir. Dolayısıyla bitcoin parite işlemi fiyat değişimlerine dair beklentiler, öngörüler üzerinden gerçekleştirilen bir işlem olarak tanımlanabilir. Bu yönü ile fiyat değişimleri üzerinden kurulan bir bahis olarak nitelendirilebilecek türev işlemleri ile büyük benzerlik göstermektedir. Coin işlemlerinde oluşan fiyat bizim gerçekliğimizdeki ekonomik ilişkilere ait bir unsurun içi boşaltılmış bir taklididir ve öngörülebilmesi, kestirilebilmesi mümkün değildir. Çünkü bizim gerçekliğimizin rasyonel çerçevesi içi boşaltılmış bir kavrama uyarlanamaz. Bu nedenle de çeşitli “teknik analizlere” dayalı fiyat kestirimlerinin gerçekleşmesi ancak onu izleyen yeteri kadar geniş bir kitlenin bu analizlere iman etmesiyle mümkün olabilir. Dolayısıyla alışveriş yaparken, referans fiyat ve/veya hedef fiyat konusunda güvenilir bir kestirim elde etmek mümkün olmadığından saf haliyle şans getiri fonksiyonun tek değişkenidir. Bu ise kumar ile olan kuvvetli bağının kaynağını oluşturur. Geçen hafta değindiğim Buterin’in Ethereum ile ilgili olarak söylediği “kumar aracı” nitelemesi tam da bu olgudan duyduğu rahatsızlığı dile getirmektedir.

Türev piyasalarına ilişkin detaylara girmeden 2008 krizinin ilk işaretine dair 2007 Eylül’ünde Fabrika Dergisi’nde yayımlanan “Global Piyasalar Bugünlerde Neden Sinirliler?” adlı yazıma referans verip geçiyorum. Türev piyasaların işlem hacmi 2008 krizinde dikkate alınabilecek bir düşüşe uğramadığı gibi işlem hacmi 2010’dan itibaren yükselişine devam ederek tahminen yıllık küresel Gayrisafi Hasıla’nın 10 katına ulaştı (brüt işlem hacminin katrilyon dolar seviyesini aştığına dair tahminler de var). Fiyat değişimleri üzerinden kurulan bir bahis olması dolayısıyla finansal varlığın işlemde salt bir dayanak varlık olarak bulunması, finansal varlık değersizleşirken bile türev işlemlerin değerini koruyarak bir servet aktarım mekanizması olarak çalışmasına yol açmaktadır. 2008 öncesindeki finansal krizlerde finansal varlıkların değersizleşmesi sermaye birikiminin bir bölümünün buharlaşmasına neden olurdu. Buharlaşma aşırı sermaye birikiminden kaynaklanan köpüğü alıp krizin derinliğine bağlı bir süre içerisinde kapitalizmin yeni bir başlangıç yapmasına ve hatta sıçramasına olanak tanırdı. Yeni durumda ise reel ekonomi finansal varlık kayıplarıyla yıkılırken türev piyasalarda dolanan sermayenin değersizleşmekten kaçınabildiğini hatta dayanak varlıklarda görülen yüksek fiyat dalgalanmaları (volatilite) nedeniyle servet transferini hızlandırabildiğini gözlemlemekteyiz.

Öte yandan türev piyasalar kaçınılmaz olarak reel ekonomiyi de etkilemektedir. Türev piyasalarda yüksek kaldıraçlarla bağıtlanan kontratlar kimi zaman dayanak varlığın fiyatının baskılanmasına (türev kontrat hacmi çok daha yüksektir) neden olmaktadır. Döviz kurlarından emtia fiyatlarına kadar geniş bir yelpazede yer alan dayanak varlıkların fiyatlarında ortaya çıkan manipülasyonlar ise reel ekonomide beklenmedik fiyat oynaklıklarının ve dolayısıyla maliyet dalgalanmalarına bağlı öngörülemezliklerin ve riskin yükselmesi anlamına gelmektedir. Döviz kurlarındaki oynaklık ise bugünlerde yakından şahit olduğumuz gibi çok daha derin sosyoekonomik sorunlar yaratmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse türev piyasalarda işlem hacmi genişledikçe reel ekonomide sürekli canlı kalan bir kriz potansiyelinin ve mini krizlerin yaşandığını göreceğiz. Ama artık bu krizlerin derinleşerek küresel düzeyde sermayenin tamamını kapsayacak ölçüde büyük bir yıkıma dönüşme ihtimali ise azalmıştır. Finansal sermayenin türev piyasalara giren kısmı değersizleşmeyecek dolayısıyla genel bir çöküş yaşanmayacaktır. Baudrillard, “Kötülüğün Şeffaflığı” (1994) kitabında bu konunun altını çizmektedir: “1987’deki Wall Street iflasında ilginç olan şey, felaketin belirsizliğidir. Hakiki bir felaket oldu mu, yoksa gelecekte mi olacak? Yanıt: Gerçek bir felaket olmayacak, çünkü sanal felaket koşullarında yaşıyoruz.”

Coin işlemleri içinde türev işlemler birinci seviye yani normal işlem hacmini aşmıştır, toplam coin işlemlerinin yaklaşık yüzde 60’ı artık türev işlemlerden oluşmaktadır. Dayanak varlığın kendisi türev araç niteliğindeyken bunun üzerinden kurulan bir kontrat, türev ürünler ile reel ekonomi arasındaki bağın olmadığı steril bir durumda gerçekleşiyor. Fiyat artışlarına bağlı olarak kaydi olarak büyüyen işlem hacmi kullanım değerine dönüşme potansiyelini barındırıyor ancak bu işlem hacmini karşılayabilecek üretim hacminin olmadığı da açık. Dolayısıyla, Baudrillard’ın sanal olarak nitelediği olgu tam olarak bu. Gerçekte bir bütün olarak kullanım değerine dönüşmeye yönelse karşılığında satın alabileceği yeterli miktarda mal ve hizmet (kullanım değeri) olmadığından aslında değer içermeyen bir finansal yığıntıdan bahsediyoruz. Üstelik, tamamen kendi genetik koduyla yani kaydi olarak, ekonomik alanda tanımlı ilişkilerden bağımsız ama kavramsal düzeyde gerçek dünyadaki gerçek ekonomik ilişkilerin taklidi olarak büyüyen bir kanserojen urdan bahsediyoruz. Kanser çünkü vücudun kendinden saydığı hücrelerin öngörülmedik ve son derece ölümcül yönde evrimleşmesinin sonucu. Bu açıdan Baudrillard’ın kullandığı kanser metaforu duruma son derece uygun düşüyor.

Bu niteliği ile inşa edilmeye çalışılan yeni sanal/dijital düzene de çok uygun düşüyor. O yüzden de bu dönüşümün öznesi niteliğindeki şirketlerin çok desteklediği ve yaygınlaştırmak için propagandasını yaptığı bir olgu. Bir yandan kullanım değeri olarak karşılığı olamayacak kadar büyük, dolayısıyla değer ihtiva etmeyen bir sermaye birikimi. Öte yandan bu sınır aşan büyüklüğü ile sınırsız bir kontrol gücü içeriyor çünkü kendisi imitasyon da olsa gerçek dünya ile bir bağı var ve kabul görmüş değere dönüşme imkânı taşıyor. Kanserleşmiş hücrenin evrimleştiği sırada vücudun doğal bağışıklık mekanizmasının harekete geçmemesine benzer şekilde toplumsal düzeyde büyüyen kansere karşı mücadele etmek de kolay değil. Bu durumun daha rahat anlaşılabilmesi ancak yeni bir artık üretim mekanizması olarak Shoshana Zuboff’un “davranışsal artık” kavramını tartıştıktan sonra mümkün olacaktır diye düşünüyorum.

Önümüzdeki hafta Shoshana Zuboff’un “Gözetleme Kapitalizmi Çağı ” adlı kitabında geliştirdiği davranışsal artık kavramını kitabın ve kavramın perspektifini biraz genişleterek tartışmaya başlayacağız.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus