Doğa Üründül yazdı: X ve Y kuşakları sportif baskı ile mücadele ederken Z kuşağı neden zorlanıyor?

“Sporcular da insandır” diye klişe tabir var. Anlam olarak o işi yapan ile empati kurma mesajı güder. Fakat sporcular eskiden mitolojik kahramanlarken, artık spor yapan insanları mı görüyoruz?

İki farklı takımla iki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu bulunan ve kibrin nam salmış teknik direktörü Jose Mourinho, puan kaybettiği maçtan sonra sorulan; “Takım yorgun muydu? Üzerinizde baskı mı vardı?” sorusuna, “Yorgun mu? Günde 15 saat çalışıp ayda birkaç yüz euro kazanıp evine dönen baba yorgun olur. Bizler değil… Baskı evine ekmek götürmeye çalışan insanların üzerindedir. Biz sadece spor yapıyoruz” der.

Jose Mourinho

Bunlar X (1965-80 arası doğanlar) ve Y (1980-1998 doğanlar) kuşağındaki futbolcular için motivasyon oluşturabilecek cümlelerken, Z kuşağı (1998 ve sonra doğanlar) için durum biraz farklı. Zaten Jose Mourinho ve Fatih Terim gibi teknik direktörlerin kariyerlerindeki düşüşün sebeplerinden biri, yeni nesli yakalayamamaları. Z kuşağı ikna olmak istiyor, verilen taktiklerde ve direktiflerde fikrinin dinlenmesine önem veriyor. Önceki nesillerdeki gibi sorgusuz sualsiz emirlere uymak yerine, birey olduğunun bilinmesini istiyor. Yani kısaca sırtındaki numara olarak değil, numaranın üstünde yazan isimle anılmak en büyük gayeleri.

Herkesin özeneceği; bol sıfırlı kontratlar, şöhret ve halk tarafından kabul görmekken, kaybedilen maçtan, yapılamayan bir atlayıştan veya buzda hareketini sergileyemediği anda yani sporcunun kendisini en yalnız hissettiği anda baskı hissetmesinden daha doğal ne olabilir.

17 yaşındayken 2016 Rio Yaz Olimpiyatları’nda dört altın bir bronz madalya alan Simone Biles’ın, Tokyo 2020’deki performansı merak konusuydu. Herkes artık 24 yaşında olan ve kariyerinin en olgun dönemini geçiren 142 santimlik dev kadının her madalyayı alacağından emin gibiydi. Fakat üzerindeki baskıyı hem fiziksel hem de zihinsel açıdan kaldıramadı ve yarışması gereken beş branştan sadece birinde yarışabildi. Athlete A: Jimnastikte Taciz Skandalı belgeselini izleyenler hatırlar, takım doktoru Larry Nassar tarafından uğradıkları taciz davasının da etkisiyle daha fazla devam edemedi.

Simon Biles

Biles’ın yüzleştikleri aslında diğer sporcular için de örnek oluşturan cinsten. Sadece saha içi baskılara örnek; son 30 saniyesine yakın girilen NBA maçlarında oyuncuların serbest atış yüzdelerinde %5’e yakın düşüş olduğu iki yıl önce raporlanmıştı. Elbette yoğun ortamlarda performansını arttıran sporcular da var.

Michael Jordan veya Kobe Bryant gibi sporcuların doğuştan gelen rekabet açlıkları, yetenekleriyle birleşince, herhangi bir baskıyı kendilerine motivasyon kaynağı olarak görebiliyorlar. Fakat aslında bu tarz sporcular türlerinin az örneklerinden. Hatta belki de son. Yeni neslin sosyal medya ile büyümesi, yorumlara daha açık hale gelmelerine olanak sağladı. Bugün herhangi bir sporcuya sert eleştirilerde bulunmanız halinde, onun da size cevap vereceğini görebilirsiniz. Ne kadar çok etkileşim, o kadar yorum. Ne kadar çok yorum, o kadar eleştiri…

Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi yani NBA oyuncularının ilk kez katıldığı 1992 Barselona Olimpiyatları’nda komik bir an vardır. Rüya Takım’ın (Dream Team) yıldız oyun kurucusu John Stockton üzerinde kendi resminin de olduğu tişörtüyle ailesiyle birlikte otobüsten iner ve Barselona’nın en meşhur caddesi La Rambla’da gezmeye başlar. Elinde kamerayla gezen yıldız basketbolcuyu kimse tanımaz. Şu an böyle bir şey mümkün olabilir mi? Elit bir sporcu Antarktika’ya kafa dinlemeye gitse penguenler selfie çeker, uzaktaki dostları kutup ayılarına hava atar.

John Stockton

Sosyal medya bu kadar yayılmadan önce sporcuların baskıdan kaçabildiği yerler vardı. Başarısız olan sporcu genellikle ailesinin yanına döner, orada bir süre gazete okumaz, televizyon izlemez, telefonlara çıkmaz, sadece çocukluk arkadaşlarıyla eksi günlerinde yaptıklarını tekrarlar ve mitolojik anka kuşu gibi tekrardan doğardı. Şimdi ise, izlemek için sonraya bıraktığınız dizinin bile tüm konusuna, sürprizlerine sağdan-soldan gelen veri yüzünden maruz kalıyoruz.

Z kuşağı ile sporcu ve birey farklı bir boyuta geçti. Daha başarılı fakat daha kırılgan yapılar ortaya çıktı. Gelecekte ne olacağını şu anda tahmin etmek zor fakat şunu da bir kenarda düşünmek gerek… Yeni nesil sporcuların, bireyselleşmesi, politik görüşlerinin olması ve bunları çekinmeden aktarması özgürlükçü düşüncenin en güzel tanımı değil mi?

Doğa Üründül’ün önceki yazıları:

Çocuk işçi çalıştırmak yasakken, çocuk sporcuları nasıl kabul ediyoruz?

Tutkumuzu sömüren takımlar

Hayaller Porto modeli/Gerçekler Çatladıkapıspor

İş bilmez yöneticilerin elinde mezarlığa dönüşen stadyumlar – Hillsborough faciası

Hayaller Ajax modeli/Gerçekler Çatladıkapıspor

Fatih Terim, Şenol Güneş ve Mustafa Denizli’siz devam edecek sezonun bize anlattıkları

Benim meskenim “UEFA Avrupa Ligi”… Şimdilik

Djokovic 0 – 15 Avustralya

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus